TBMM HAYVAN HAKLARI ARAŞTIRMA KOMİSYONU RAPORU ÇALIŞMALARI VE 34 MADDEDE RAPOR ÖZETİ

0
119

08.05.2019 TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Çalışmalarına Başladı. Komisyon, Bakanlık’ta yaptığımız ilk toplantıdan TAM 1 YIL SONRA AYNI GÜN, 22 Ekim 2019 da meclise sunuldu. Rapor hazırlama sürecinde delegasyon olarak defalarca komisyon toplantılarına katıldık, tüm tür hayvanların sorunları ve çözüm önerileri üzerine uzman arkadaşlar sunumlar yaptı, yazılı rapor ve belgeler teslim ettik.

Yaklaşık 6 ay süren komisyon çalışmaları boyunca tüm toplantılarda gözlemci olduk, dinlenen tüm ilgili kişi ve kurumların önerilerini değerlendirdik olumsuz olanlara karşı belgeler hazırlayıp sunarak müdahil olduk. Raporun hazırlanmasının son günlerinde yine komisyona davet edildik raporun son şekli alacağı toplantılarda bulunduk. İtiraz, ek ve önerilerimizi dile getirdik. Bir yıllık meclis çalışmalarımız sırasında ve komisyon raporu meclis matbaasına gidene kadar, özellikle vefatından son bir ay öncesine kadar neredeyse her gün Ankara’da TBMM de bulunan ve ilgili kişi ve kuruluşlarla sürekli görüşen, hayvan hakları konusunda sağlıklı bir belgenin TBMM ye sunulması için insanüstü çaba harcayan BURAK ÖZGÜNER arkadaşımızı bir kez daha saygı ve sevgiyle anıyoruz. Onu Unutmayacağız…

TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Raporu 34 Maddelik aşağıdaki özette (yorumsuz olarak rapordan aynen alıntıdır) okuyacağınız gibi hayvan hakları savunucularının tüm türler için istemlerinin önemli ölçüde dile getirildiği bir rapor olmuştur. Şimdi yasa tasarıları hazırlayacak siyasi partilerin elinde kendilerinin mensup olduğu TBMM komisyonunun hazırladığı önemli ölçüde gerçekleri, doğruları içeren bir belge vardır. Bu belgeye aykırı bir yasa tasarısı hazırlanması ve neredeyse 6 ay süren bu özverili çalışmanın yok sayılması elbette kabul edilemez. Şüphesiz ki komisyon raporunun tamamını onaylamıyoruz. Açık ifadeleri, kesin sonuçları ve tavsiyeleri içermeyen bazı hak ihlallerinde açık kapı bırakan, gecikmelere yol açacak ifadeler mevcuttur. Şu andan sonra, yasa tekliflerinin gerek siyasi partilerce hazırlanma sürecinde, gerekse komisyon ve TBMM ye sunum sürecinde sürekli takipçi ve müdahaleci olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz. Parlamento içinde ve dışında çalışmalarımız sürmektedir. Gelişmeleri an ve an sizlere duyuracağız. Çağdaş Bir Hayvan Hakları Kanunu’na Güç Ve Eylem Birliğimiz İle Ulaşacağız.
Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu Kurucular Kurulu / 12.12.2019
Not: Rapor üzerinde Açık ifadeleri, kesin sonuçları ve tavsiyeleri içermeyen bazı hak ihlallerinde açık kapı bırakan, gecikmelere yol açacak ifadeler üzerine bildirimizi ayrıca yayınlayacağız.

*****

Değerli hayvan hakları savunucuları; bilindiği üzere mevcut 5199 sayılı yasada değişiklik yapılacağı bir katliam yasa tasarısı hazırlandığı bilgileri üzerine Yurt Çapında geniş bir eylem ve güç birliği çalışması temsilcileri “Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu” Olarak 22 Ekim 2018 de talebimiz üzerine toplanan Sayın Bakanın, Konu ile ilgili yardımcılarının ve DKMP Genel Müdürünün de bulunduğu bir toplantı için Bakanlığa gittik, Toplantıda;
Aldığımız bilgilerin son derece doğru olduğunu, bir katliam yasa tasarısının hazırlandığı gözlemlerimiz sonucunda doğrulandı; Delegasyon olarak tüm yurtta sokağa çıkılması, eş zamanlı protesto etkinliklerinin yapılması çağrısında bulunduk. Yüzün üzerinde il ve ilçede 350 den fazla hayvan hakları örgütünün güç birliği içinde basın açıklamaları, protestolar düzenlendi. Sonuçta mevcut katliam yasa tasarısı gündemden kaldırıldı ve taleplerimiz doğrultusunda TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Kurulması Önerisi Milletvekillerince Parlamentoya Sunuldu ve kabul edildi. 08.05.2019 TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Çalışmalarına Başladı. 22 Ekim 2019 da çalışmalar ve uğraş sonucu rapor bakanlıkta katıldığımız toplantıdan tam bir yıl sonra aynı gün meclise sunuldu.
Komisyon kurulur kurulmaz; sayın komisyon milletvekilleri ve Komisyon Başkanı Tekirdağ Milletvekili Sayın Mustafa Yel ile iletişim kurduk. Komisyon toplantılarına katılma, görüş ve önerilerimizi bildirme isteğinde bulunduk. Komisyonun kuruluşunun ilk haftasında; Davetimiz üzerine Komisyon Başkanı Sayın Mustafa Yel ve Çanakkale Milletvekili Julide İskenderoğlu Lapseki de düzenlediğimiz “hayvan hakları ve yasalar” çalıştayına katılarak, bakımevini ziyaret ederek bizlerden tüm türlerin sorunları üzerine ayrıntılı bilgi aldılar.
Sonrasında Ankara’da TBMM de yapılan komisyon toplantısında Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu kurucular kurulu üyeleri, konularında uzman arkadaşlarımız tüm hayvanların sorunları üzerine sunumlar yaptılar ayrıca yazılı raporlar komisyona teslim edildi.
Yaklaşık 6 ay süren komisyon çalışmaları boyunca tüm toplantılarda gözlemci olduk, dinlenen tüm ilgili kişi ve kurumların önerilerini değerlendirdik olumsuz olanlara karşı belgeler hazırlayıp sunarak müdahil olduk. Raporun hazırlanmasının son günlerinde yine komisyona davet edildik raporun son şekli alacağı toplantılarda bulunduk. İtiraz, ek ve önerilerimizi dile getirdik. Bir yıllık komisyon çalışmaları sırasında ve rapor TBMM matbaasına gidene kadar özellikle vefatından son bir ay önce neredeyse her gün Ankara’da TBMM de bulunan ve İlgili kişi ve kuruluşlarla sürekli görüşen hayvan hakları konusunda sağlıklı bir belgenin TBMM ye sunulması için insanüstü çaba harcayan BURAK ÖZGÜNER arkadaşımızı bir kez daha saygı ve sevgiyle anıyoruz. Onu Unutmayacağız.
TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu Raporu 34 Maddelik aşağıdaki özette okuyacağınız gibi hayvan hakları savunucularının tüm türler için istemlerinin önemli ölçüde dile getirildiği bir rapor olmuştur. Şimdi yasa tasarıları hazırlayacak siyasi partilerin elinde kendilerinin mensup olduğu TBMM komisyonunun hazırladığı önemli ölçüde gerçekleri, doğruları içeren bir belge vardır. Bu belgeye aykırı bir yasa tasarısı hazırlamaları elbette kabul edilemez. Şüphesiz ki komisyon raporunun tamamını onaylamıyoruz. Açık ifadeleri, kesin sonuçları ve tavsiyeleri içermeyen bazı hak ihlallerinde açık kapı bırakan, gecikmelere yol açacak ifadeler mevcuttur. Ancak Yasa tasarılarının gerek siyasi partilerce hazırlanma sürecinde gerek komisyon ve TBMM ye sunum sürecinde sürekli takipçi ve müdahaleci olarak çalışmalarımıza devam edeceğiz. Şu anki süreci de dikkatle izliyoruz.
Parlamento içinde ve dışında çalışmalarımız sürmektedir. Gelişmeleri an ve an duyuracağız.
Çağdaş Bir Hayvan Hakları Kanunu’na Ancak Güç Ve Eylem Birliğimiz İle Ulaşacağız.
Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu Kurucular Kurulu / 12.12.2019

1. KANUNUN ADI
5199 sayılı Kanunun “Hayvanları Koruma” olan adının “Hayvan Hakları” olarak
değiştirilmesi önerilmektedir.Kanunun adının
değiştirilmesi, hayvanların da doğuştan gelen bazı haklara sahip
olduğunun kabul edilmesi
ve bir hukuk öznesi olmasa da can taşıyan, duygulu varlıklar olduğu
kabul edilerek bir hukuk
nesnesi yani eşya da sayılmaması açısından önem taşımaktadır.
2- SINIFLANDIRMA
hayvanların “ev hayvanı”, “yaban hayvanı”, “şehir hayvanı” ,“çiftlik
hayvanı” şeklinde
tanımlanmalarının uygun olacağı düşünülmektedir. Ayrıca konu uzmanlarının görüşü
doğrultusunda uygun görülecek diğer sınıflandırma ve tanımlamalar
eklenmelidir. Süreç
yönetiminin doğru yapılabilmesi amacıyla, serbest yaşayan hayvanlar
için “şehir hayvanı”
ve “yaban hayvanı” tanımları çok incelikli yapılmalı, bu hayvanlara
yönelik denetim,
hizmet, acil eylem planlarında yetki ve sorumluluk mercii açıkça
belirtilmelidir.
Hayvanlara gruplandırma ve isimlendirme yapılırken herhangi bir türü
küçümseyecek, ötekileştirecek, hayvan onuruna aykırı bir adlandırma
yapılmaması esas
alınmalıdır.
3-SAYIM
Şehirlerde yaşayan hayvanlara yönelik çözüm üretilebilmesi için
belediyeler, il özel
idareleri ve muhtarlıklardan da yararlanılarak bu hayvanların sayısı,
coğrafi konumu gibi
temel bilgilerin edinilmesi gerekli olup, bu çalışmanın 01.07.2020
tarihine kadar
tamamlanması gerektiği düşünülmektedir. Çünkü serbest yaşayan
hayvanların yönetimi ve
popülasyon kontrolüne ilişkin çalışmalar öncesinde gerekli analizlerin
yapılabilmesi için
hayvan sayımı son derece önemlidir.
4-KAYIT VE KİMLİKLENDİRME
köpeklerin kayıt ve
kimliklendirme işlemleri 2021 yılında, kedilerinki ise 2022 yılında
başlayarak bir yıl içinde
tamamlanacaktır. Belirlenen sürecin aksatılmadan sürdürülebilmesi ve kayıtların
tamamlanması, hayvan sayılarının belirlenmesi ve buna yönelik
hizmetlerin yürütülmesi
açısından önem arz etmektedir. Ayrıca, kayıt altına alma, evde
bakılmak üzere alınan bir
kedi veya köpeğin terk edilmesi durumunda terk eden kişinin tespiti ve yaptırım
uygulanması açısından da önemlidir.
5-TEK TIRNAKLI HAYVANLARIN KİMLİKLENDİRİLMESİ
Yurdumuzda yük hayvanlarına yönelik ihlal ve şikâyetler dikkate alındığında,
sorunların önemli bir kısmının çözümlenememesinin temelinde
hayvanların kayıt altına
alınmamasının yattığı anlaşılmaktadır.
6-KISIRLAŞTIRMA VE YAŞAM YERİ
Bu nedenle, popülasyon kontrolü için en ideal
yöntem, bölgede yaşayan hayvanları kısırlaştırarak yerinde bırakmak ve
üreme becerisi
olmayan bu hayvanlarla o bölgenin kapasitesini dolu tutmaktır. Her
bölgede yumuşak
mizaçlı ve sağlık durumu bilinen hayvanların barındırılması ile de,
saldırı ve hastalık riskleri
en az düzeye indirilecektir.Kısırlaştırma ve hayvanların korunmasına
yönelik diğer uygulamaları gereği gibi
yapmayan yerel yöneticilere adli ve idari yaptırım uygulanmalıdır.
Sahipli hayvanların kısırlaştırılması
teşvik edilmeli, kayıt dışı hayvan satışlarını önlemek için önlemler
alınmalıdır.
Kimliklendirme mevzuatı tam olarak işlerlik kazandığında, sisteme kaydedilecek
hayvanların orijini sıkı bir biçimde takip edilmeli, doğum yapan
hayvanların yavruları
izlemeye alınmalıdır. Kayıt yaptırmayan hayvan sahiplerine ağır
yaptırımlar uygulanmalıdır.
Hayvan sahiplerinin hayvanlarından yavru alma hakkı gözetilmeli, ancak
bir kereden fazla
yavrulatılan hayvanlardan her bir yavru için vergi alınması ve
alınacak bu verginin Hayvan
Refahı Fonuna aktarılması değerlendirilmelidir. İnternet üzerinden hayvan satışı
engellenmeli, internet üzerinden hayvan satışı yapılması katalog suç
kapsamına alınarak
hayvan satışı yapan sitelere erişim engellenmelidir.
7-MOBİL KISIRLAŞTIRMA
Hayvan refahı ve sağlığı açısından önemli risk doğuran, belediyelerin bakımevi
kurma sorumluluğunu devralarak sürekli ve uzun vadeli popülasyon
kontrolü yapılmasına
engel olan, yine aynı nedenle, hayvanlara rutin sağlık hizmeti
sunulamaması sonucunu
doğuran mobil kısırlaştırma ünitelerinin ve buna yönelik mevzuat
düzenlemesinin ivedilikle
ve bütünüyle kaldırılması gereklidir.
8-HAYVANLARA KARŞI İŞLENEN SUÇLAR
Bu kapsamda Adalet Bakanlığı görev alanına giren adli ve idari ceza konularında;
mevcut Kanunda kabahat olarak düzenlenen bazı fiillerin (bir hayvan neslini yok etme,
hayvanların öldürülmesi, hayvanların cinsel istismarı, evcil ve ev hayvanına yönelik
acımasızca ve zalimce eylemler ile hayvanları dövüştürme gibi) suç haline getirilmesi ile
hayvanların korunması noktasında önemli bir adım atılacağı düşünülmektedir. Bu noktada
belirtmek gerekir ki 5199 sayılı Kanunun Yasaklar başlıklı 14 üncü maddesinin j bendinde
hayvanlara yönelik yasak fiiller arasında “hayvanlarla cinsel ilişki” sayılmıştır. “Cinsel
ilişki” insanlar arasında, tarafların rızasıyla gerçekleşen bir eylem olup, herhangi bir
hayvanın böyle bir eyleme rıza göstermesi söz konusu olamayacağından, madde metninde
yer alan bu ifadenin “hayvanlara yapılan cinsel saldırı” ya da “hayvanların cinsel istismarı”
şeklinde değiştirilmesi yerinde olacaktır.
Hayvanlara karşı işlenen ve suç kapsamına alınması önerilen fiillere
verilecek hapis
cezalarının alt sınırı en az 2 yıl 1 ay olmalı; ertelemeye, hükmün
açıklanmasının geri
bırakılmasına veya para cezasına çevrilemeyecek şekilde belirlenmelidir.
Hayvanlara yönelik bazı fiillerin suç olması yanında 5199 sayılı
Kanunda yer alan
diğer kabahat fiilleri bakımından mevcut idari para cezalarının
miktarlarının arttırılması ile
Kanunda yasak fiil olarak yer almasına rağmen yaptırıma bağlanmayan
eylem (ev hayvanı
terk etmek) ile güncel ihtiyaçlar doğrultusunda ortaya çıkabilecek
yeni idari yaptırımların
(hayvan satış yerleri düzenlemesi, kara ve su sirkleri ile yunus
parklarına yönelik yaptırımlar
gibi) düzenlenmesi ve hayvanlara yönelik bu fiillerin
cezalandırılmasında sahipli-sahipsiz – 95 –
hayvan ayrımının kaldırılması gerekmektedir. Ayrıca, bir başka
yaptırım olarak, hayvanlara
yönelik suç işleyenlerin hayvan sahiplenmesi engellenmelidir.
Kullandığı motorlu taşıtla kasıtlı olarak bir hayvanı öldüren, hayvana
eziyet eden ya
da hayvana çarptığı halde durmayıp kaçan sürücülere uygulanacak
yaptırıma ek olarak
ehliyetlerine geçici ya da sürekli olarak el konulması önerilmektedir.
Koruma altındaki hayvan türlerine yönelik ihlallerde ceza oranlarının
arttırılması da
gündeme getirilmelidir. Özellikle kaçak avcılığın önlenmesi için
caydırıcı cezalar
getirilmelidir.
İnternetten hayvan dövüşü duyurusu ve yayını yapılması katalog suç kapsamına
alınmalı, bu gibi sitelere erişim Bilgi Teknolojileri ve İletişim
Kurumu (BTK) kararıyla
engellenmelidir.
Hayvanlara karşı işlenen suçlarda açılacak davalara ilgili kuruluşlar
ve hayvan koruma
dernekleri müdahil olarak katılabilmelidir.
Bu süreçte, veteriner hekimler ve yardımcı sağlık personelinin
hukuksal yükümlülüğü
doğru tanımlanmalı, hekimlik uygulamalarından kaynaklı durumların
doğrudan “hayvana
kötü muamele” olarak değerlendirilmesi engellenmelidir.
9- Kat Mülkiyeti Kanunu- Kamu Lojmanları Ve Hayvan Hakları
Apartmanlarda evcil hayvan beslenmesini engellemek üzere “Apartman Yönetim
Planı”na buna yönelik hükümler konulduğu görülmektedir. Gürültü, çevre
kirliliği ya da
başka bir nedenle kat malikleri açısından sorun oluşturduğu tespit
edilen hayvanlar
haricinde, peşin hükümle tüm hayvanlar için böyle bir kısıtlama
yapılmasının hak ihlali
olduğu düşünülmektedir. Kat Mülkiyeti Kanununda yapılacak bir
revizyonla, yönetim
planlarına hayvanlara ilişkin bu tip keyfi kısıtlamaların
getirilmesine engel olunmalıdır.
Benzer şekilde, “kamu lojmanları”nın kullanımına ilişkin mevzuatta
düzenleme yapılarak
kamu lojmanlarında hayvan barındırma ve besleme yasağı kaldırılmalıdır.
10-8. HAYVANLARIN REFAHI VE KORUNMASI İÇİN İŞBİRLİĞİ
YAPILMASI, BU AMAÇLA YEREL YÖNETİMLERE MALİ DESTEĞİN
ARTTIRILMASI
11- HAYVAN HAKLARI FONU KURULMASI
Komisyon toplantılarına
katılarak görüş ve önerilerini ileten kurum, kuruluş ve kişilerin
ortak önerilerinden bir tanesi,
hayvanlara yönelik süreçlerin yönetilmesinde kullanılmak üzere “Hayvan
Hakları Fonu” ya
da başka bir ad altında bir fon oluşturulması önerisidir.
Bu fonun gelirlerinin; belediyelerin aldığı emlak, çevre temizlik vergilerinden
aktarılacak paylardan; at yarışı, milli piyango gibi şans oyunlarından
aktarılacak paylardan,
kesilen idari para cezaları ile yapılacak bağışlardan oluşabileceği;
kurulacak bu fonun yine
Komisyonumuza iletilen önemli bir sorun olan usulsüz ve kayıtdışı
bağış toplanmasının
önüne geçebileceği ve hayvanların rehabilitasyonu çalışmalarının tüm ülkeyle
paylaşılmasını sağlayacağı düşünülmektedir.
Kurulacak bu fon, Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel
Müdürlüğü uhdesinde bulunmalı, fonun dağıtımı mevzuatla düzenlenmelidir.
12-Personel eksiklığinin giderilmesi için ilgili yönetmeliklerde
değişiklık yapılmalıdır.
13-HAYVAN KOLLUĞU KURULMASI
Hayvanlara yönelik işlenen suçlara müdahale etmek, hayvanların korunmasına
ilişkin diğer faaliyetleri yerine getirmek amacıyla yetkileri
belirlenmiş, bu konuda eğitim
almış İçişleri Bakanlığına bağlı polis ve jandarmalar ile
belediyelerin zabıta birimlerinde
hayvan kolluğu kurulmalıdır. Bu kolluk, hayvanlara karşı işlenen
suçları takip edecek ayrı
bir birim olabileceği gibi, mevcut birimler içinde bu konuda eğitim
almış personel de
olabilir. Kurulacak bu kolluk gücünün belediyeler ile eşgüdümlü
çalışması sağlandığı
takdirde yapılacak işlerin daha hızlı ve resmi bir şekilde
yürütülebileceği düşünülmektedir.
14-HAYVANLARIN KORUNMASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ
KURUMLARIN NETLEŞTİRİLMESİ İLE TARIM VE ORMAN BAKANLIĞININ
5199 UYGULAMASINA İLİŞKİN DENETİM YETKİSİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ
Hayvanların korunmasında mevzuat ve idari yapılanmada iki başlılık söz
konusudur.
Merkez teşkilatında iki farklı genel müdürlük Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel
Müdürlüğü ile Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü bulunmaktadır. Bu iki
genel müdürlük de
hayvanların korunmasına ilişkin faaliyet göstermektedir. Taşrada ise
bu konuda valilikler ve
yerel yönetimler görevli ve yetkilidir.
Yaban hayvanlarının önemli yaşam alanları olan sulak alanlar, milli parklar gibi
çeşitli koruma alanlarında görev ve yetki karmaşası bulunmaktadır. Bu
konuda birbirine
yakın görevleri bulunan Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki Doğa
Koruma ve Milli
Parklar Genel Müdürlüğü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesindeki
Tabiat Varlıkları
Genel Müdürlüğü’nün Tarım ve Orman Bakanlığı çatısı altında tek bir
genel müdürlük
olarak birleştirilmesinin faydalı olacağı değerlendirilmektedir.
15- BAKIMEVİ TANIMI VE SINIFLANDIRMA
Hayvan Bakımevi,
– Geçici Barınak: Aşılama, küpeleme, kısırlaştırma ve gereksinim
durumunda sağlık
hizmeti için yakalanan hayvanların tekrar bırakılacağı tarihe kadar
geçici olarak
barındırıldığı bölüm. Hayvanların yaş, tür, temel etolojik gereksinimlerine göre
ayrıntılı olarak planlanmalıdır.
– Düşkün Hayvanlar Birimi: Yaşlılık, engellilik, kronik hastalık ya da başka bir
nedenle yaşamını kendi başına idame ettiremeyen ve sahiplendirilememiş
hayvanların yaşamları boyunca ya da sahiplendirilene kadar barındırılacağı ve
hayvansever kişi ve kuruluşlarla işbirliği içinde yürütülen birim.
– Klinik/Kısırlaştırma Merkezi: Asgari teknik koşulları 5996 sayılı Kanun
hükümlerine uygun olarak belirlenen, aşılama ve kısırlaştırma dahir
her türlü sağlık
hizmetinin sunulduğu bölüm.
– İzolasyon/Karantina Birimi: Salgın hastalık şüphesi bulunan
hayvanların belirli
süreler için gözlem altında tutulacağı, bunun yanında kaçak olarak
yurda sokulduğu
tespit edilen ya da yurtiçinde ruhsatsız işletmelerde üretilen, menşei belirsiz
hayvanların karantina süresi boyunca tutulacağı birim.
– Sahiplendirme Birimi ve gereksinim duyulan (mama hazırlama, mama üretim, atık
toplama vb.) diğer birimler.
16-HAYVAN BAKIMEVLERİ İÇİN HAZİNE VEYA ORMAN
ALANLARININ TAHSİSİNDE BEDEL ALINMAMASI
17-PETSHOP SATIŞI
Bu nedenle kedi ve köpek satışlarının,
kimliklendirmek suretiyle kayıtlı olarak yalnızca üretim
çiftliklerinden ve çeşitli ülkelerde
yaygın bir uygulama olan yerli ırk derneklerinden yapılmasına yönelik
çalışma yapılması,
bu yerlerden hayvan edinilmesinin özendirilmesi, ev hayvanı satış
yerlerinde kedi ve köpek
satışının yasaklanmasının anlık değil, bir süreç olarak
değerlendirilmesi gerektiği
düşünülmektedir. Üretimin denetlenmesi konusunda da kurulacak hayvan
kolluğuna yetki
verilmesi önerilmektedir.
18-HAYVANLARIN KESİMİNDE KARŞILAŞILAN SORUNLAR
Dinî hassasiyetler de gözetilerek hayvanlara ızdırap çektirmeden yaşamlarına son
verilmesi konusunda tedbirler alınması, hayvan kesim yerlerinin buna
göre düzenlenmesi
önerilmektedir.
19-YASAKLI IRKLAR
1- Sürecin doğru yönetilebilmesi için, “yasaklı ırk” kavramı ve algısı
yerine “tehlikeli
ırk” vurgusunun yapılması daha uygun olacaktır. “Tehlike” kavramının kamuoyunda
yanlış yorumlanmaması ve doğru şekilde ifade edilmesi için bu ırkların
“kas ve çene
yapılarının güçlü olduğu”na atıfta bulunulmalıdır.
2- “Tehlikeli ırk” listesinde hangi köpek ırklarının yer alacağına
kanun düzeyinde değil,
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uzman üyeler ve STK temsilcilerinden
oluşturulacak bir komisyon tarafından, bilimsel veriler ve gelişmeler
esas alınarak,her yıl liste güncellemesi yapılması koşuluyla karar verilmelidir.
Köpek ırklarının
niçin bu kapsama alındığı mutlaka bilimsel olarak gerekçelendirilmelidir.
3- Tehlikeli ırk kapsamında köpeğe sahip olanlara “ruhsat” zorunluluğu
getirilmeli, bu
kişilerle hızlı iletişim ve takibin sağlanacağı ayrı bir veri tabanı
oluşturulmalı, ruhsat
alınabilmesi için köpek sahiplerine eğitim zorunluluğu konulmalı, bu hayvanların
belirlenecek zaman aralıklarında veteriner hekim kontrolünden
geçirilmesi zorunlu
tutulmalıdır.
4- 5199 sayılı Kanunun hükümleri gereği el konularak halihazırda
belediyelere ait
geçici bakımevlerinde tutulmakta olan tehlikeli ırk kapsamındaki köpekler, yeni
düzenlemeyle tanımlanacak muayenelerden geçirildikten sonra sahiplerine iade
edilmeli, sahiplendirme programına dahil edilmeli, sahiplendirilemeyen
ya da yeni
hükümler çerçevesinde sahiplendirilmesinde sakınca görülen hayvanlar, bu amaçla
kurulacak rehabilitasyon merkezlerine nakledilmelidir.
5- Tehlikeli ırk kapsamındaki bir köpeğe sahip olanların belirlenecek
bir süre zarfında
hayvanlarını kısırlaştırılmak üzere veteriner hekime götürmesi zorunlu
tutulmalı, bu
hayvanların şahısların elinde üretimi yasaklanmalıdır.
6- Bu hayvanların tasmasız, gezdirme kayışı takılı olmadan, ağızlıksız
olarak dışarı
çıkarılmaları yasaklanmalı, kamunun ortak kullandığı bazı kalabalık alanlara
girişlerine sınır getirilmelidir.
7- Hatalı yetiştirilen, dövüştürüldüğü tespit edilen köpeklere el
konulmalı, veteriner
hekim tarafından davranış muayenesi ve gerektiğinde davranış terapisi uygulanmak
üzere belediyeye ait bakımevine teslim edilmelidir.
8- Agresyon gösterdiği belirlenen hayvanlar davranış terapisine
sokulmalı, veteriner
hekim raporuna göre sahibine ya da rehabilitasyon merkezine teslim edilmelidir.
9- Tehlikeli ırklara yönelik uygulamalarda sorumluluk hayvan sahibine
yüklenmeli,
yapılacak düzenlemede hayvana değil, hayvan sahibine ceza yaptırımı uygulanması
esas alınmalıdır.
20-İL HAYVANLARI KORUMA KURULLARININ YAPISININ VE
ÇALIŞMA USULÜNÜN DEĞİŞTİRİLMESİ

“Büyükşehir belediyesi olan
illerde büyükşehir belediye başkanları, büyükşehre bağlı ilçe belediye
başkanları,
büyükşehir olmayan illerde belediye başkanları veya bunların
görevlendirdiği temsilcileri”
şeklinde düzenlenmesinin, bu konuda yaşanabilecek sorunları azaltacağı
düşünülmektedir.
İl Hayvanları Koruma Kurulu’nda mevcut üyelere ek olarak baro temsilcisinin de
bulundurulması, ayrıca kurulun toplanma sıklığının en geç “iki ayda
bir” olarak revize
edilmesi, süreç dinamikleri açısından yararlı olacaktır.
İl Hayvanları Koruma Kurulu’nun isminin, yeni hazırlanacak kanunun ismine uygun
olarak “İl Hayvan Hakları Koruma Kurulu” olarak değiştirilmesi önerilmektedir.
İllerde oluşturulan kurullara ilişkin süreçleri yönetmek, gerekli
kararları almak üzere,
Bakanlık ve üniversite temsiline ağırlık verilen, tüm paydaşların
temsil edildiği bir “Merkez
Hayvan Hakları Kurulu” oluşturulmalıdır. Kurul, en geç altı ayda bir
toplanmalıdır.
21-BELEDİYE SINIRLARI DIŞINDA KALAN YERLEŞİM YERLERİNDE
YETKİLİ OLAN İL ÖZEL İDARELERİNİN HAYVANLARIN KORUNMASINA
İLİŞKİN TEŞKİLATININ BULUNMAMASI
Büyükşehir Belediyesi olmayan illerimizde, belediye teşkilatının olmadığı kırsal
kesimde belediye hizmetlerini yürütmekle İl Özel İdareleri görevli ve
yükümlüdür.
Dolayısıyla belediye alanları dışında hayvanların korunması,
aşılanması, kısırlaştırılması
gibi hizmetlerin de İl Özel İdareleri tarafından yerine getirilmesi
gerekmektedir. Ancak İl
Özel İdarelerinin teşkilat yapısında bu konuda bir birim ve bu konuyla
ilgili personel
bulunmamaktadır. İl Özel İdarelerinde de bu konuya ilişkin
teşkilatlanmanın oluşturulması
kırsal kesimde bu hizmetlerin yürütülmesi açısından gereklidir.
Ayrıca, büyükşehir
belediyesi olmayan illerde, kısırlaştırma ve geçici bakımevlerinin İl
Özel İdareleri tarafından
kurulması, belediyelerle ortak kullanılması, belediye sınırları
dışında kırsal alanlardaki
hayvanların korunmasına ilişkin hizmetler de bu yerlerde yerine getirilmelidir.
22-SERBEST YAŞAYAN HAYVANLARIN DAĞILIMI VE BESLENME
ODAKLARI
Bu odaklara ilişkin asgari
standartların belirlenmesi, suistimalleri önlemek ve kaygıları
gidermek amacıyla bu
alanların kamera ile sürekli görüntülenebilecek ve kayıt altına
alınacak şekilde tasarlanması
gereklidir. Sürece ilişkin işbirliğini arttırmak üzere, site (ve
apartman) yönetimlerinin
beslenme odağı oluşturmasını teşvik edecek planlamalar yapılmasının
yararlı olacağı
düşünülmektedir.
Yaban hayvanları için sert mevsim koşullarında besleme programlarının yapılması
için Tarım ve Orman Bakanlığı taşra teşkilatında ilgili birim
yetkilendirilmeli, şehir
merkezine yakın yaban hayvanı yaşam alanlarında bu amaçla belediye ile
işbirliği yapılması
sağlanmalıdır.
Serbest yaşayan evcil hayvanlar ve yaban hayvanlarının bölgesel dağılımını ve
besine ulaşma dinamiklerini etkileyen bir faktör de, hızlı
yapılaşmanın ve otoyolların neden
olduğu alan daralmasıdır. Şehir içinde dar alanlara hapsolan yaban
hayvanları yer
değiştirmekte güçlük çekmekte, bu hayvanların şehir merkezlerine inmek
zorunda kalması
çeşitli sorunlara neden olmaktadır. Bu durumdaki hayvanların tek
sorunu besin ve su
kaynaklarına ulaşmaktaki güçlük değil, aynı zamanda maruz kaldıkları
trafik kazalarıdır.
Şehir içinde ve dışında hayvan hareketlerini kolaylaştırmak için her
bölgede tespitler
yapılarak gerekli görülen yolların altına ya da üzerine hayvanların
karşı tarafa geçişini
sağlayacak menfez, tüp, tünel, ekolojik geçitler yapılmalıdır.
Karayolları Trafik Kanunu’nda
29.11.2018 tarihinde yapılan değişiklikle eklenen madde 7(l) uyarınca
Karayolları Genel
Müdürlüğü’nün görevlerine “Otoyolların habitatları böldüğü yerlerde
Doğa Koruma ve
Milli Parklar Genel Müdürlüğünün görüşünü alarak yaban hayvanlarının
geçişlerine izin
verecek menfez, ekolojik köprü ve benzeri tesisleri yapmak” hükmü
eklenmiştir. Bu madde
ile serbest yaşayan hayvanlara yönelik ekolojik geçitler tanımlanarak
zorunlu kılınmış
olmakla birlikte, bu uygulamanın şehir merkezlerinde de gerekli
görülecek noktalarda hayata
geçirilmesi teşvik edilmelidir.
23-HAYVAN HAKLARI VE HAYVAN SEVGİSİ KONUSUNDA
BİLİNÇLENDİRME VE EĞİTİM
Hayvan haklarına ilişkin eğitim müfredata eklenmeli, çocuklara ve yetişkinlere
tarihimizdeki ve kültürümüzdeki iyi örnekler hatırlatılarak hayvanlara
nasıl yaklaşılmasına
yönelik eğitim verilmeli, Milli Eğitim Bakanlığıyla koordineli ortak
projeler, ilköğretimde
ders, yarışma, organizasyon gibi etkinlikler yapılarak çocuklara
hayvan sevgisi aşılanmalı;
okul öncesi eğitimden başlayarak çocuklara hayvan sevgisi odaklı
eğitim verilmeli, ayrıca
ilkokul dördüncü sınıfta “Hayvan Sevgisi ve Hakları” dersi müfredata
eklenmelidir.
24-HAYVAN KAÇAKÇILIĞI
Komisyonumuz; hayvan kaçakçılığının üzerine
kararlılıkla gidilmesinin ve özellikle
kaçak hayvan satışını kolaylaştırması sebebiyle internet üzerinden
hayvan satış yapan
sitelere erişim engeli getirilmesinin, gümrükte el konulan hayvanlar
için, gümrük bölgesinde
bir alanın temin edilerek hayvanların yediemin olarak tutulmasının
sağlanmasının, yine yurt
dışından kontrolsüz getirilen hayvanlar için gümrükteki 21 günlük
karantina süresi için resmi
yerlerin kurulmasının yerinde olacağını değerlendirmektedir.
25-MERKEZ AV KOMİSYONU
Komisyonda yer alacak gönüllü kuruluş temsilcisinin hayvanları koruma alanında
çalışan uzman sivil toplum kuruluşlarından belirlenmesi önem arz etmektedir.
26-KAÇAK AVCILIK
Ülkemizin geniş bir coğrafyaya sahip olması, buna karşın Bakanlığın personel
sayısının yetersizliği ve internet üzerinden denetimsiz ve çok kolay
bir şekilde silah
edinmenin mümkün olması kaçak avcılığın önüne geçilmesini
zorlaştırmaktadır. Yaban
hayvanlarının soyu giderek tükendiğinden orman ağaçları, ekinler
hastalıklarla karşı
karşıyadır, yakın gelecekte ağır doğa sorunlarıyla karşılaşılması
muhtemeldir. Bu nedenle ülkemize komşu diğer ülkelerle işbirliği içinde avcılığın belli bir
süre yasaklanması nesli tehlikede olan hayvan popülasyonunu koruyacak ve artmasına imkan
verecektir. Ülkemizde,koruma altındaki türlerin kaçak avcılar tarafından vurulduğu, her yıl
on binlerce hayvanın bu şekilde öldüğü ya da yaralandığı, yaralanan hayvanların veteriner
fakültelerinde ve rehabilitasyon merkezlerinde tedavi edildiği, pek çok yaban hayvanının
doğada yaşamını sürdüremeyecek duruma geldiği bildirilmektedir. Bu olumsuzlukların
giderilmesi amacıyla Komisyonumuz,
– Kaçak avcılıkla etkin mücadele için; DKMP Genel Müdürlüğünün araç, gereç ve
personel açısından güçlendirilmesini;
– Avlanma yasağı sürelerinin DKMP Genel Müdürlüğü tarafından gözden
geçirilmesini,
– Kaçak avcılığın kabahat olmaktan çıkarılarak suç kapsamına alınmasını,
– Kaçakçılıkla mücadele kapsamında olduğu gibi kaçak avcılık ihbarlarında ödül
sistemi getirilmesini,
– Avcılık derneklerinin kaçak avcılıkla mücadele için etkin olarak
kullanılmasını,
– Avcılığa ilgi duyanlar için ayrıca Gençlik ve Spor Bakanlığı ile
yerel yönetimler tarafından trap ve skeet alanları açılmasını,
– Av kuşlarına yönelik olarak verilecek olan günlük avlanma
kotalarının yerel ölçek yanında küresel ölçekli popülasyonlar da dikkate alınarak karar verilmesini,
– Av denetimlerinin artırılmasını ve popülasyon düzeyi kritik olan türler için
sınırlamalar ve yasaklamalar getirilmesini,
– Av ve yaban hayvanlarının korunması, geliştirilmesi ve yaban hayatı yönetimi,
avlakların kurulması, bakımı, işletilmesi ve avlanmaların kontrol altına alınması, üretme
istasyonları, koruma ve geliştirme sahaları kurulması, yaban hayvanlarının hastalıkları ile
mücadele edilmesi, avcıların eğitilmesi amaçlarıyla 4915 sayılı Kara
Avcılığı Kanununun mülga 10 uncu maddesinin yeniden getirilmesini,
– Türü azalan av hayvanı popülasyonun artması için alınan her türlü
tedbire rağmen popülasyon düşüşü önlenemiyorsa, popülasyonu azalan türün avlanmasına
ara verilmesini önermektedir.
27-KUŞLARIN ELEKTRİK HATLARI VE HAVAİ FİŞEKLER NEDENİYLE
ZARAR GÖRMESİ
Özellikle göçmen kuşların göç dönemleri olan ilkbahar ve sonbahar
mevsimlerinde binlerce göçmen kuş türü enerji nakil hatlarına çarparak
ölmektedir. Bu
ölümleri engellemek için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının
koordinasyonunda, kuş
gözlemcilerinden de yararlanılarak göç yolları üzerindeki tehlikeli
hatların belirlenmesi,
gerekli noktalarda hatların görünür hale getirilmesi ve izole edilmesi
için üç yıl içinde bir
çalışma yapılması yerinde olacaktır. Ayrıca, özellikle leylekler
elektrik direklerine yuva
yapmakta, bunlar da zaman zaman elektrik çarpması nedeniyle ölmektedir. Bunu
engellemek amacıyla leyleklerin yoğun olarak yuva yaptığı bölgelerde
elektrik direklerine
leylek yuvaları için platform yapılması önerilmektedir.
Kuşlar için önemli bir tehdit de havai fişeklerdir. Son dönemlerde
havai fişeklerin
gelişigüzel bir şekilde; düğün, kına, nişan, asker uğurlaması, açılış,
kutlama gibi pek çok
eğlencede kullanıldığı gözlenmektedir. Havai fişeklerin kuşların göç
yolları üzerinde
olumsuz etkiye sahip olduğu, hayvanların gürültüden ve rahatsız edici
unsurlardan uzak
durmak istedikleri, doğal yolları bozulduğu için, popülasyonlarının
olumsuz etkilendiği,
yavrular ve anaçların gürültüden panik olarak kötü etkilendikleri,
göçmen kuşların bu
panikle yollarını kaybettikleri, sağa sola çarpmalarının yaralanmalara
ve ölümlere yol açtığı
ifade edilmektedir. Bu durumun önlenmesi amacıyla havai fişek izninin
sıkı kurallara
bağlanarak istisnai bir durum haline getirilmesi gerektiği
değerlendirilmektedir.
28-DENİZLERDE HEDEF DIŞI AV SORUNU
Ülkemizdeki denizlerde yapılan balıkçılık esnasında avlanması yasak olan ve/veya
hedef dışı olan pek çok köpekbalığı, yunus, kaplumbağa ve bazı kuş
türleri ağlara ve
pareketalara takılmaktadır. Çoğu zaman teşhir amaçlı satılan veya
ölüme terk edilen aynı
zamanda nesli tehlike altında olan bu türlerin ağlardan alınıp denize
geri bırakılmaları
gerekmektedir. Mevzuatımızda “hedef dışı av” kavramı yer almamaktadır.
Su Ürünleri
Kanununda hedef dışı av hususunun tanımlanması ve gerekli yaptırımlara
bağlanması
gerekmektedir. Ayrıca, özellikle dip taraması yapılmak suretiyle balık
yuvalarının tahrip
olmasına ve deniz canlılarının ölmesine neden olan trol ve algarnanın
sıkı kontrole
bağlanması; Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından açıklanan kriterlere
uymayanlara;
balıkların üremesine dahi izin vermeden yapılan balıkçılığa ciddi
yaptırım getirilmesi ve
satış yerlerinin sıklıkla denetlenmesi sağlanmalıdır.
29-YABAN HAYATINI TEHDİT EDEN DİĞER UNSURLAR
Hasat, tarım ilaçları, gübre, sulak alanların korunması vb.Açıklanan
nedenlerle Komisyonumuz;
– Tarım alanlarına bağlı olarak yaşayan türlerin yaşamına olanak
sağlayacak tarım
desenlerinin belirlenmesi, gerekli tarım uygulamalarının hayata
geçirilmesi ve gerekli
hallerde üreticiye destek verilmesi için çalışma yapılmasını,
– Tarımsal uygulamalarda ilaçlama, gübreleme zamanlamasının ve uygulama şeklinin
tarım il ve ilçe teşkilatlarınca yoğun bir şekilde denetlenmesini;
– Tarımsal amaçlı kullanılan her türlü ambalaj için geri dönüşüm
bedeli konularak
bunların doğaya gelişigüzel atılmasının önüne geçilmesini,
– İlaçlı tohum ekimlerinin kısıtlanması ya da yüzlek ekim yapanlara yaptırım
uygulanmasını,
– Sulak alanlardan tarımsal amaçlı su kullanımında su kuşlarının yaşam
ve çoğalma
alanında belirlenecek boyuta kadar izin verilmesini, mevsim
normallerinin üstüne çıkan ve
yaban hayatını tehdit edecek seviyeye ulaşan iklim olaylarında yaşam
alanlarına takviye
besin maddeleri, su ve yapay barınma mekanları bırakılmasını,
– Yaban hayatının susuz kaldığı dönemlerde sürdürülebilir enerji kaynaklarıyla
desteklenen su sondajları yapılmak suretiyle yaban hayatının korunmasını,
– Dünyadaki beş önemli göç yolunun ikisinin ülkemizde bulunduğundan hareketle
hayvan sevgisinin aşılanması amacıyla, belirlenecek noktalara kuş
gözlem kuleleri
yapılmasını,
– İstanbul ilinde bulunan, Kumburgaz, Güzelce bölgesinde, özellikle sonbahar
döneminde bir milyon fazla leyleğin bu bölgede konaklaması nedeniyle,
leyleklerin
beslenmesi amacıyla, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 500 dekarlık
bir sulak alan
oluşturulmasını ve yine bu bölgeye de kuş gözlem kuleleri yapılmasını
önermektedir.
30-SAZLIK VE ANIZ YAKMA
Ülkemizde yasak olmasına rağmen temmuz ayında başlayan buğdaygillerin
hasadından hemen sonra anızlar yakılmakta, bu alanlarda henüz gelişimini
tamamlayamamış, diğer bir ifade ile uçamayan birçok keklik ve
bıldırcın yavrusu yanarak
telef olmaktadır. Son yıllarda mısır ve çeltik hasatlarından sonra da
yakma işleminin yoğun
olarak başladığı bilgisine ulaşılmıştır. Mısır ve çeltik alanlarının
yakılmaya başladığı
dönemlerde yavru bulunmamakla beraber, beslenme kaynağı olan ve yere
dökülmüş birçok
farklı tohum yanarak besin kaynağı olmaktan çıkmaktadır. Açıklanan
nedenlerle yaşam
alanlarını tehdit eden önemli bir sorun olan anız yakmaya ilişkin
cezaların caydırıcı olacak
şekilde artırılması önerilmektedir.
31- KÜRK
Tüm bu değerlendirmeler çerçevesinde, Komisyonumuzun önerileri aşağıdaki gibi
şekillenmiştir:
– Çiftlik hayvanı, yaban hayvanı ya da herhangi diğer bir tür ayırt
edilmeksizin,
hayvanlardan elde edilen kürklerin Türkiye’ye ithal edilmesi yasaklanmalıdır.
– Türkiye’de postundan yararlanılan kürk hayvanlarının yetiştirilmesi
ve kullanılması
yasaklanmalıdır. Mevcut işletmeler kapatılmalıdır. Mevzuatta yer alan
buna ilişkin
atıflar kaldırılmalıdır.
– Kıllarından (kırkılarak) yararlanılan (Ankara tavşanı gibi) hayvanların
yetiştirilmesine ilişkin hususlar belirlenerek mevzuat oluşturulmalı,
refah kriterleri
ve denetimleri tanımlanmalıdır.
– Kürkün bir ihtiyaç olduğu algısının ortadan kaldırılması için
çalışmalar yapılmalıdır.
– Üniversitelerin veteriner, ziraat veya ilgili fakültelerinde kürk hayvanı
yetiştiriciliğine ilişkin dersler müfredattan çıkarılmalıdır.
32-GELENEKSEL HAYVAN DÖVÜŞLERİ
Hayvanlar günümüzde hâlâ spor ve eğlence endüstrisinin önemli ve büyük bir
parçasıdır. Ülkemizde de geçmişten günümüze gelen ve halen devam denen
deve, horoz ve
boğa dövüşleri bulunmaktadır. 5199 sayılı Kanunun 11 inci maddesinin
ikinci fırkasında
hayvanları başka bir canlı hayvanla dövüştürmenin yasak olduğu hükme
bağlanmış ancak,
folklorik amaca yönelik, şiddet içermeyen geleneksel gösterilerin
Bakanlığın uygun görüşü
alınarak il hayvanları koruma kurullarından izin alınmak suretiyle
düzenlenebileceği hükme
bağlanmıştır. Madde metninde “şiddet içermeyen” gösterilere izin
verileceği hükme
bağlanmasına rağmen bu gibi gösterilerde hayvanların yaralandığı;
dövüşmeyen, alandan
kaçan hayvanların çeşitli yöntemlerle birbirleriyle dövüşmeye
zorlandıkları görülmektedir.
Komisyonumuz, geleneksel dahi olsa hayvan dövüştürmenin doğru olmadığı, bunun
hayvana eziyet anlamına geldiği; ilgili kurumların bu konuda
hassasiyet göstermesi gerektiği
düşüncesini taşımaktadır.
33-DENİZ MEMELİLERİ – Hayvanat Bahçeleri-Sirkler-Yunus Terapi
hayvanat bahçelerinin ayrıntısı verilen standartlara
kavuşturulması ve açılmasının güç hale getirilmesi; hayvan kullanılan
kara ve su sirkleri ile
deniz memelileri gösteri ve terapi merkezlerinin kurulmasının
yasaklanması, mevcut deniz
memelisi tesislerine faaliyetlerini sonlandırmak için iki yıllık süre
verilmesi önerilmektedir.
Bu süreçte faaliyetini sonlandırmak isteyen işletme sahiplerinin
Bakanlığa başvurması,
Bakanlığın belediyeler ve hayvansever kişi ve kuruluşlarla işbirliği
içinde deniz memelisi
rehabilitasyon alanları oluşturması esas alınmalıdır.
Hayvanların kullanıldığı kara sirklerinde eğitim ve gösteriler
sırasında hayvanlara
eziyet edildiği, şiddet uygulandığı anlaşılmış, ayrıca bu gibi
gösterilerde hayvanların
kullanılmasının hayvan refahı ile bağdaşmadığı ve hayvan onuruna aykırı olduğu
değerlendirilmiştir. Hayvanlı kara sirklerinin hiçbir çeşidinin
kurulmasına ya da ülkeye
girişine izin verilmemelidir.
Yapılacak mevzuat değişikliğinden sonra yeni bir hayvanat bahçesi
açılmasına izin
verilmemesi, mevcut hayvanat bahçelerinin belirlenecek yeni kriterler
çerçevesinde
faaliyetine izin verilmesi, hayvanat bahçeleri yönetmeliğinde
yapılacak revizyonla, mevcut
hayvanat bahçelerinde kafes tipi barındırmanın tamamen ortadan
kaldırılması, türe göre
değişmekle birlikte hayvanlar için etolojilerine uygun geniş barınma,
beslenme ve aktivite
alanları bulunacak şekilde asgari teknik koşul tanımlamaları
yapılması, butik tarzda,
benzinlik gibi yerlerde hayvanat bahçelerine hiçbir koşulda izin
verilmemesi, şehir
merkezlerinde ve/veya AVM’lerde bulunan hayvanat bahçelerinde memeli
hayvanlar, soğuk
iklim hayvanları, büyük sürüngenler ve yırtıcı kanatlıların
bulundurulmasına izin
verilmemesi, bu kriterleri sağlayamayan hayvanat bahçelerinin
kapatılmasının hayvan
refahı açısından temel gereksinimleri karşılayabileceği değerlendirilmiştir.
Deniz memelilerinin sergilendiği ve çeşitli etkinliklerde kullanıldığı
tesislerde
veteriner hekim bulundurulmadığı, bu hayvanların sağlık yönetiminin ve koruyucu
faaliyetlerin ne şekilde yürütüldüğünün belirsiz olduğu, bu
işletmelerdeki atık bertarafına
ilişkin belirsizlik bulunduğu, memeli hayvanlarla aynı havuzda zaman
geçiren çoğunluğu
çocuk olan müşterilerin bu hayvanların aynı havuza yaptığı idrar/dışkı
ya da diğer salgıları
ile, özellikle de olası bir enfeksiyon durumunda nasıl bir risk altına
girdiğinin belirlenmediği,
tanımlı süreçler çerçevesinde yürütülmeyen bu faaliyetlerin pek çok açıdan kusur
oluşturduğu yönünde değerlendirme yapılmıştır. Nitekim, Yüzme Havuzlarının Tabi
Olacağı Sağlık Esasları Hakkında Yönetmelik’in 8 inci maddesinin (ç)
bendine göre,
“Yüzme havuzunda hayvanların insanlarla birlikte bulunmalarına hiçbir
şekilde izin
verilmez”. Bahsi geçen yönetmelikte yüzme havuzunun tanımı “Yüzme,
serinleme, eğlenme
veya spor amaçlı kullanılan; tabanı, duvarları, taşma kanalları,
rezerv deposu su kalitesini
etkilemeyen ve güvenlik gereklerini yerine getiren uygun malzeme ile
kaplanan ve bu
Yönetmelikte belirtilen niteliklere uygun su ile dolu olan, sürekli
bir devridaim akışı olan ve
halkın kullanımına açık yapı” şeklinde yapılmıştır ve insanların içine
girerek yüzmesi için
planlanarak yapılmış her tür havuzun kapsam dahilinde olduğu açıktır.
Yunus parkları, terapi
uygulamaları ile de mevzuata aykırılık teşkil etmektedir ve özellikle
yaygın olarak tercih
edildiği otizm terapisinde yararlılığına dair bilimsel bir dayanak
bulunmamaktadır.
Deniz memelilerinin kullanıldığı tesislerde ortaya çıkan bir hayvan
hakkı ihlalinin
de, buralarda barındırılan hayvanların dişlerinin çeşitli gerekçelerle
çekilmesi ya da
törpülenmesidir. 5199 sayılı Kanunun 8 inci maddesi ev ve süs
hayvanlarının dış görünüşünü
değiştirmeye yönelik veya diğer tedavi edici olmayan kuyruk ve kulak
kesilmesi, ses
tellerinin alınması, tırnak ve dişlerinin sökülmesine yönelik
uygulamaları açıkça yasakladığı
halde, yasaklı uygulamaların deniz memelileri üzerinde sıklıkla
yapıldığı görülmektedir.
Esaret altındaki deniz memelilerinin, alışkın oldukları derin denizler
yerine havuzda
tutulmaları nedeniyle stereotipik (tekrarlayan) davranışlar
sergilediği, davranış bozuklukları
gösterdiği, gösteriler haricinde –doğadakinin aksine- çoğunlukla
hareketsiz durdukları
bilinmektedir. Bu hayvanlarda, özgür yaşayanlara göre çok daha fazla
hastalık ve bozukluk
görülmektedir.
34-FAYTON ATLARI
Teknolojide yaşanan gelişmelerin sunduğu güncel olanaklar ve toplumun hayvan
refahıyla ilgili algı ve yaklaşımının değişmesi gibi faktörlerin,
atların arabaya koşulması ve
özellikle insan taşımacılığında kullanılması konusundaki bakış açısını
son yıllarda büyük
ölçüde değiştirdiği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede Komisyonumuz, faytonların tüm yurtta bütünüyle kaldırılmasının
uygun olacağı değerlendirmesini yapmıştır.
Ancak, faytonların yüzyıllardır kullanıldığı, tarihi ve kültürel miras
değeri taşıdığı
bazı noktalarda, belirlenecek standartlar dahilinde, atlı fayton
çalıştırılmasına izin
verilebileceği değerlendirilmektedir.
Bu amaçla:
 Fayton taşımacılığının tarihi değer taşıdığı alanların belirlenmesi ve bunlar
arasından seçim yapılarak fayton çalıştırılmasına izin verilecek
yerlerin kararlaştırılması,
 Belirlenecek alanlarda, düz ve kısa bir rotada, sınırlı sayıda
faytonun hazırlanacak
bir mevzuat çerçevesinde çalıştırılması,
 Faytonların ulaşım amacıyla kullanılmaması, ulaşım gereksinimi olan bölgelerde
ivedilikle elektrikli ulaşım araçlarının kullanımına geçilmesi,
 Faytonlara koşulmak üzere sadece ağır yük atları (soğukkanlı at
ırkları) için izin
verilmesi
önerilmektedir.
34-DENEY SORUNU
Türkiye’de deney hayvanı yetiştirme/bulundurma/kullanım iznine sahip, 54 ilde
toplam 135 merkez bulunduğu, bunların 12’sinin özel kuruluşlar olduğu,
geri kalanının
üniversite ya da Bakanlığa bağlı olarak hizmet verdiği görülmektedir.
Özel kuruluşlar başta
olmak üzere, bu birimlerin yerel etik kurul oluşumu, araştırmalara
izin verilmesi ve hayvan
kullanımlarıyla ilgili aksaklıklarının bulunduğu, denetimlerin çok
yetersiz olduğu, veteriner
hekim istihdamının çoğu merkezde göstermelik olarak yapıldığı ve
hayvan kayıtlarıyla ilgili
belirsizliklerin had safhada olduğu bildirilmektedir. Komisyonumuzun
tavsiye kararı
bulunan “hayvan kolluğu” oluşturulduğu takdirde, deney merkezlerinin
denetimi açısından
da görevlendirilmeleri yararlı olacaktır. Bunun dışında, deney hayvanı
yetiştiren özel
işletmelerin yerel etik kurul oluşturarak deneysel araştırmalar
yaptırabiliyor olması, denetim
açısından önemli zafiyetler doğurmaktadır. Deney hayvanı üretimi ve
deney hayvanı
kullanımı arasındaki sınır iyi çizilmeli, resmi kurumlar ve araştırma enstitüsü
düzeyinde/statüsünde özel kuruluşlar dışındaki birimlere hayvan üretim
izni verilmeli, ancak
hayvan kullanım izni verilmemelidir.
HADMEK’i oluşturan üyelerin özellikle fakülteler için branş belirtilerek
sınırlandırılması, kurulda etik alanında uzman öğretim elemanlarına da
yer verilmesi, barolar
birliği temsilcisinin de kurulda görev alması, hayvanları korumaya
yönelik STK temsilcisi
için seçim kriterinin daha iyi tanımlanması, sürecin hayvanlar lehinde
yönetimine katkı ve
kurul yapılanmasında bu anlamda biraz daha homojenlik sağlayacaktır.
Tıp ve veteriner hekimliği eğitiminde, öğrencilerin bazı uygulamalarda
yer almamayı
talep etmesi konusu da, hayvan haklarına ilişkin olarak
değerlendirilmesi ve tanımlı süreçler
çerçevesinde yürütülmek üzere ortaya konulması gereken güncel bir
konudur. Günümüzde,
hayvanların “denek” olarak kullanıldığı derslere/uygulamalara etik ya
da dini nedenlerle
katılmak istemeyen öğrencilerin bu talebine ilişkin değerlendirme,
günümüzde dersi veren
eğiticinin inisiyatifine bırakılmaktadır. Bununla ilgili gerekli
düzenleme yapılarak,
öğrencilerin teorik derse katılımı zorunlu tutularak, “belirlenen
konularla sınırlı olmak
koşuluyla” uygulama için alternatif yöntemler kabul edilmeli ya da
böyle bir olanak
sunulamıyorsa öğrenci o uygulamadan muaf tutulmalıdır.