TBMM 11 Mart toplantısında Sayın Vekillerin kanun teklifine ilişkin açıkladıkları maddelere yönelik Görüş ve TALEPLERİMİZ:

0
12

Bileşeni Olduğumuz Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu nun 11 Mart TBMM toplantısı sonrası kanun teklifine yönelik görüş ve önerilerimizi açıklayan bu raporu ilgili herkesin dikkatle okumasını dileriz…

DayanışmFed

TBMM 11 Mart toplantısında Sayın Vekillerin kanun teklifine ilişkin açıkladıkları maddelere yönelik Görüş ve TALEPLERİMİZ:
Hayvanların yaşam hakları anayasal güvence altına alınmalı ve Anayasa’da hayvan tanımı yapılmalıdır. Anayasa’ya “Devlet, doğal hayatı ve hayvanların yaşam haklarını korumak sorumluluğundadır.” maddesi eklenmelidir. Avrupa Birliği Anayasası, birçok AB ülkesinin mevzuatında olduğu gibi, Anayasa’da hayvanlar “doğuştan gelen haklara sahip ve duyguları olan hissedebilen bireylerdir” olarak tanımlanmalıdır. Bu tanım, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunun da en temel çıktılarından biridir.
1 . HAYVANLARIN YAŞADIKLARI YERLERDE YAŞAM HAKKININ KORUNMASI:
Vekil Açıklaması: ‘’ Mevcut yasadaki 6. Maddeye dokunulmayacak.’’
Görüş ve TALEBİMİZ: Bu maddenin aynen muhafaza edilmesinin yanında, başka maddeler veya ifadeler ile dolaylı olarak da delinmemesi.
2. BELEDİYELERİN GÖREV TANIMI ve SORUŞTURMA AÇILMASI:
Vekil Açıklaması: ‘’Belediyelerin sahipsiz hayvanlara yönelik görevleri, Belediye Kanunu’nda belediye başkanlarının görev tanımlarına eklenerek bu görevleri yerine getirmeyen başkanlar ve belediye yetkilileri hk soruşturma açılarak TCK kapsamında yargılanabilecekler.’’
Görüş ve TALEBİMİZ:
1.GÖREV TANIMI:. Her belediyenin KENDİ sınırları içinde kendi KISIRLAŞTIRMA ve TEDAVİ MERKEZİNİ kurması yasal bir zorunluluk olarak hükme bağlanıp, belediyelerin KENDİ SINIRLARI DIŞINA hayvan çıkarması YASAKLANMALIDIR.
Her belediyenin oluşturması gereken ‘’kısırlaştırma ve tedavi merkezlerinde’’ ekip, ekipman ve her türlü imkan sağlanarak 7/24 basit TEDAVİ HİZMETLERİ sağlanmalıdır. Bu merkezlerde sağlanamayan tedaviler için ise Büyükşehir olan yerlerde Büyükşehir Belediyelerince, İllerde İL ÖZEL İDARESİ tarafından şehrin yüzölçümüne göre belirlenecek sayıda tam teşekküllü HAYVAN HASTANELERİ kurulmalıdır. Tüm bu hususlar, kanunda BELEDİYE ve ayrıca İL ÖZEL İDARELERİ görev tanımında yer almalıdır. Bu görevleri yerine getirmeyen belediye başkanı ve görevliler hk soruşturma izni aranmaksızın soruşturma açılmalıdır.
2. SORUŞTURMA: Görevini yapmayan belediyeler için Kamu Görevlilerinin Yargılanması hk kanun gereği, ‘’İçişleri Bakanlığından Soruşturma İzni’’ alınması gerekecek. Talebimiz, soruşturma izni aranmaksızın belediye yetkililerinin yargılanabilmesidir.
3.Belediye SINIRLARI DIŞINA hayvan çıkarılmasının YASAKLANMASI:
Vekil Açıklaması: Yok.
Görüş ve TALEBİMİZ: Belediyeler kısırlaştırma yapmaz, hayvanlar çoğalıp vatandaş şikayet edince, toplayıp başka şehirlere kırsala dağlara çöplüklere atar, bir kısmını da toplarken öldürür.Hayvanlar atıldıkları yerlerde hızla üremeye devam ederler. Belediyelerin başta büyük barınaklara götürme kılıfı ile kendi SINIRLARI dışına çıkararak dağa taşa atıp yok ettikleri bu ‘’KATLİAM ve ÜREME ‘’ döngüsünün son bulması için belediyelerin KENDİ SINIRLARI DIŞINA hayvan çıkarması YASAKLANARAK kanunen hükme bağlanmalıdır.
4. Büyük MERKEZİ DEV BAKIMEVLERİNİN YASAKLANMASI:
Vekil Açıklaması: Yok.
Görüş ve TALEBİMİZ: BÜYÜK BARINAKLAR, belediyelerin kısırlaştırmaya götürme adı altında, başka şehirlere, kırsala, dağlara ve ormanlara hayvan atmalarına KILIF olduğu için YASADA büyük MERKEZİ DEV bakımevleri kesinlikle yasaklanmalıdır. Bu merkezler, tam teşekküllü HAYVAN HASTANESİ olarak hizmet vermelidir. Bakımevi tanımlaması ‘’ Kısırlaştırma ve Tedavi Merkezi’’ olarak değiştirilmelidir.
‘’Kısırlaştırma ve tedavi merkezlerinde’’ sağlanamayan tedaviler için Büyükşehir olan yerlerde B.Ş Belediyelerince, İllerde İl ÖZEL İDARE tarafından şehrin yüzölçümüne göre belirlenecek sayıda tam teşekküllü HAYVAN HASTANELERİ kurulması BELEDİYE ve ayrıca İL ÖZEL İDARELERİ görev tanımında yer almalı.
5. NÜFUSU 20 000 ALTINDA OLAN İLÇELERİN DURUMU:
Vekil Açıklaması: ‘’Nüfusu 20 binin altındaki yerlerde İl Özel İdareleri bu konuda belediyelere DESTEK verecek. ‘’
Görüş ve TALEBİMİZ: Sahipsiz hayvanların büyük çoğunluğu kırsallara olduğu için, nüfusu 20 000 altında olan yerleşim alanlarında da mutlaka KISIRLAŞTIRMA ve TEDAVİ İSTASYONU kurulması kanunda yer almalıdır.
1. İLLERDE: İl Özel İdareler, nüfusu 20 000 in altında olan ilçelerin KISIRLAŞTIRMA ve TEDAVİ MERKEZLERİ kurmalarına, veteriner hekim ve yardımcı personelin istihdamı ve tıbbi giderlerin sağlanması gibi konularda Dkmp işbirliği ile ilçe belediyelerine destek vermeli. Böylece İl Özel İdare Destekli İlçe Belediyesi Kısırlaştırma ve Tedavi Merkezleri kurulmuş olmalıdır.
2. BÜYÜKŞEHİRLERDE: Nüfusu 20 000 altında olan ilçelerde büyükşehir belediyesince KISIRLAŞTIRMA ve TEDAVİ MERKEZLERİ kurulmalı. Veteriner hekim, yardımcı personel istihdamı ve kısırlaştırma için tıbbi giderler büyükşehir belediyesince sağlanmalıdır.
3. Belediyelerin SORUMLULUK ALANI DIŞINDA bulunan MÜCAVİR alanlardaki hayvanlar, ormanlar, dağ başına atılmış hayvanlar:, Büyükşehir olan yerlerde Büyükşehir Belediyeleri tarafından kısırlaştırılmak üzere alınmalı. İllerde ise İl Özel İdare desteği ile oluşturulan ilçe belediyeleri kısırlaştırma ve tedavi merkezine getirilip, kısırlaştırılıp, aşılanmaları sağlandıktan sonra ormanlık alan, dağ, taş, ıssız alanlara BIRAKILMAMALIDIR. Uygulamalar yönetmelik ile belirlenir.
6. TARIM MÜDÜRLÜKLERİNDE GÖREVLİ VETERİNER HEKİMLERİN BELEDİYELERİN KISIRLAŞTIRMA ve TEDAVİ HİZMETLERİNDE GÖREVLENDİRİLMESİ:
Vekil Açıklaması: ‘’Nüfusu 20 binin altında olan belediyelerde kısırlaştırma ve tedavi istasyonları İl Özel İdare tarafından Tarım Müdürlüklerindeki veteriner hekimlerce sağlanacak.’’
Görüş: Bu uygulama, hayvanlar açısından KISIRLAŞTIRMA FELAKETLERİNE dönmesinin yanında, üremeyi kontrol altına alamayacağı gibi, yönetim ve uygulama olarak büyük sorunları da birlikte getirecek.
1. Aynı ile bağlı nüfusu 20 binin altında olan yerlerde kısırlaştırma ve tedavi ÖZEL İDARECE İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Veteriner Hekimlerine yaptırılırken, yine aynı ilin nüfusu 20 000 üstünde olan yerlerinde ise kısırlaştırma ve tedavi belediye tarafından ve belediye veteriner hekimlerince yapılacak. Belediye veteriner hekimleri bu hizmeti kendi asli görevleri olarak yaparken, zaten iş yükü çok ağır olan taşra teşkilatı Tarım ve Orman İlçe Müdürlüklerindeki veteriner hekimler, “sağlık kontrolleri, halk sağlığı, denetim, gıda güvenliği, salgın hastalıklarla mücadele, teşhis, tedavi, karantina, aşılama, mezbaha kontrolleri, hayvanları kayıt altına alma” ve daha pek çok görevlerinin yanında, bunu ikinci görev olarak yapacak. Bu durumda hem zaten iş yükü ağır olan mevcut görevlerini yapamayacak hem de sahipsiz hayvanlara yönelik verilecek sorumluluklar ile kısırlaştırma ve tedaviler tam bir FELAKETE dönüşecektir. Diğer yandan, Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlüklerinin 5996 ve 5199 sayılı kanunlar çerçevesinde tanımlanan “denetim” yetkileri dikkate alındığında, hayvanların sağlık ve kısırlaştırma hizmetlerine yönelik olarak uygulamaya konulacak olan faaliyetlerin aksatılmadan yürütülebilmesi için, Tarım ve Orman Bakanlığı taşra teşkilatında görev yapan personelin yalnızca “denetim” ve “süreç iyileştirme” safhalarında yetki ve sorumluluk sahibi olmasının daha yararlı olacağı açıktır. Aynı kurum hem icra, hem de denetim fonksiyonlarını üstlendiği takdirde sistemin işletilebilmesi olanaklı olmayacaktır.
2. Ayrıca da Tarım İl müdürlüklerinde çok uzun zamandır klinik hizmetleri verilmemektedir; yani Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlüklerinin bu konuda hiçbir altyapısı yoktur. Tanımlanan hizmetlerin gerçekçi olarak sürdürülebilmesi için, tüm müdürlüklere asgari teknik koşulları karşılayan hayvan sağlığı üniteleri kurulması zorunlu olacaktır. Oysa, lojistik gereksinimler dikkate alındığında Tarım ve Orman Müdürlüklerinin tanımlanan hizmetlerin yürütülmesi bakımından uygun konumda bulunmadığı aşikardır. Kısırlaştırma ve sağlık hizmetlerinin iyi niyetle yapılması ve sürdürülebilir olması için il özel idareler desteği ile belediyeler bünyesinde yürütülmesi gereklidir.
3. Yurdumuzda sayısı 5 milyon olarak tahmin edilen sahipsiz hayvanları ilgilendiren, gerek hayvanları sevenler ve gerekse rahatsızlık duyanlar bağlamında da 80 milyon vatandaşı doğrudan doğruya ilgilendiren bu sorunun çözümünde bir kaç yüz veteriner hekim istihdam etmemek için YÖNETİMSEL ÇELİŞKİLERLE dolu uygulamalara gitmek yanlıştır.
4. Hem SAHİPSİZ HAYVANLARIN ÜREMESİNDEN ciddi şikayetler var rahatsız olanlar var deyip, aynı zamanda bu sorunu gerçek anlamda çözecek hizmetlerden kısıntıya gitmek kendi içinde çelişkilidir ve kabul edilemez. Tüm süreçlere yayılan ve sistematik bir kısırlaştırma organizasyonu kurulmadan, serbest yaşayan hayvanların yerinde yönetimini sağlamak olanaklı değildir. Bu bilgi, bilimsel olarak da desteklenmektedir. Süreç iyileştirmesi sağlamayacak olan geçici çözümlerle yola çıkıldığında, sahipsiz hayvan sayısı katlanarak artacaktır.
TALEBİMİZ: Nüfusu 20 000 altında olan yerler için iş yükü zaten ağır olan Tarım ve Orman Müdürlükleri Veteriner hekimleri ile kısırlaştırma yapılması büyük bir felaket ile sonuçlanacağından hiçbir suretle düşünülmemelidir. Veteriner hekimler için kadro sorunu var ise, özel idare genel sekreterlikleri – Veteriner Hekim Oda Başkanlıkları koordinasyonunda veteriner hekim alımları yapılmalıdır. Yurt çapında tüm belediyeler, yaklaşık hayvan popülasyonunu ölçüt alarak yeterli ve gerekli sayıda Veteriner Hekim istihdamını mutlaka yapmalıdır.
7. MOBİL KISIRLAŞTIRMA ve ÖZEL FİRMALAR ile KISIRLAŞTIRMA için HİZMET ALIMI YASAKLANMALI:
Vekil Açıklaması: ‘’Mobil kısırlaştırma kaldırılacak. ‘’
Özel firmalardan kısırlaştırma için hizmet alımı yapılması konuları muğlak.
Görüş ve TALEBİMİZ: Hayvanların toplanması, BAKIMEVLERİNDEKİ tedavi ve kısırlaştırılmaları, alındığı yere bırakılması hizmetleri dolaylı ve dolaysız olarak HİZMET ALIMI olarak hiçbir taşeron ve özel kliniğe verilmemeli. Doğrudan doğruya belediyeler ve resmi kurumlarca yapılmalıdır. Belediye ve devlet kurumu dışında hiçbir ÖZEL FİRMADAN kısırlaştırma için hizmet alımı yapılmaması kanunen hükme bağlanmalıdır. Serbest veteriner hekim muayenehane, poliklinik ve hastanelerinden hizmet alımı sadece tedaviler ile sınırlanmalıdır.
8. YASAKLI IRKLAR:
Vekil Açıklaması: ‘’Yasaklı ırk köpeklerin üretim ve satışı yasak olacak, mevcut evlerde bakılanlar 6 ay içinde kısırlaştırılarak kayıt altına alınacak. Barınaklarda hapsedilenlerden ailelerden alınanlar geri verilecek. ‘’ Toplantıda ‘Yasaklı Irk’ kavramının kaldırılıp yerine ‘Tehlikeli Irk’ tanımının getirilmesi hakkında vekil açıklaması yok.
Görüş ve TALEBİMİZ: Yasada ”yasaklı ırk” tanımı kaldırılmalı.
1 ) Evlerde bakılıp el konarak barınaklara hapsedilen köpekler ailelerine geri verilmeli.
2) Dövüş için yetiştirilmemiş ve SAHİBİ OLMAYIP barınaklara sürgün edilenler SAHİPLENDİRİLMELİ
3) Dövüş ve üretimden kurtarılanlar; köpek davranışları alanında eğitim almış veteriner hekimler tarafından mizaç testi ve rehabilitasyona tabii tutulup, bunlardan da uygun görülenler süreç içinde SAHİPLENDİRİLMELİ.
4) Sahiplendirilemeyecek olanlar TARIM ve ORMAN BAKANLIĞI denetim ve kontrolünde belediyeler ile koordinasyon içinde bakımevinde kalacakları sürede yaşam koşulları etolojik ihtiyaçlarına uygun koşullarda bu amaca uygun olarak özel tasarlanmalı ve referans merkez statüsünde olmalıdır. Gönüllülerin de katılımı ile ziyarete açık, şeffaf olmalı.
5) ‘Yasaklı Irk’ tanımının kaldırılıp yerine ‘Tehlikeli Irk’ tanımının getirilerek kapsamın genişletilmesi DOĞRU DEĞİLDİR; Irk ayırt etmeksizin tüm sahipli hayvanların başkalarına verecekleri zarardan sahibinin sorumlu tutulmasının gerekliliğinden yola çıkarak, kas gücü ve boyut baz alınarak tehlikeli ırk kavramının getirilmesi kabul edilemez. Unutulmamalıdır ki; köpek ırkı ya da boyutu köpeğin tehlikeli olmasında belirleyici değildir. Belirleyici olan köpeğin yetiştiriliş biçimidir.
ÖNERİMİZ: Barınaklardaki yasaklı ırk köpeklere mizaç testi yapılması için; Türkiye’de köpek davranışı konusunda bilimsel bir otorite olarak kabul edilen Prof Dr Tamer Dodurka hocanın kopek davranış konusunda bilgili 10 kişi tavsiye edebileceği ve bizzati kendisinin bu kisileri mizaç testi yapabilecek şekilde eğitebileceği konusunda görüş alınmıştır.
Prof Dr Tamer Dodurka KİMDİR? 2001 Yılında İstanbul Üniversitesi İç Hastalıklar Anabilim Dalında profesor kadrosuna atanıp, kürsü başkanlığı gibi idari görevlerde bulunan Prof Dr Tamer Dodurka, aynı zamanda İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji bölümünde davranış konusundaki tez çalışmasını da tamamlayıp, ülkemizde bir veteriner hekim olarak ilk kez uzman psikolog unvanı almış, konusunda otorite olan bir bilim adamıdır. Hayvan Psikoloğu olan Sn Prof Dr. Dodurka’nın, “Köpek Psikolojisi, Köpeklerde Davranış Sorunları, Merdivenden Korkan Köpek” isimli 3 adet basılmış kitabı bulunmaktadır.
9. EVLERDEKİ HAYVAN SAYISINA SINIRLAMA:
Vekil Açıklaması: ‘’Teklifte, evde hayvan sayısında sınırlama yok. Bu konu yönetmeliğe bırakılacak. ‘’ Görüş ve TALEBİMİZ: Evinde mağdur ve çoklu hayvan bakan hiç kimse, o hayvanları petshoplardan toplamamıştır, hepsi öldüren yok eden zehirleyen belediyelerin kanlı ellerinden, ölüm kampı barınaklarından kurtarılan hayvanlardır. Yönetmelikle böyle bir sınırlama getirilmesini kabul etmiyoruz. Bu konunun yönetmeliğe bırakılmasına dair teklifte hiç bir ibare yer almamalıdır. Belediyeler görevlerini yapar hale gelince, zaten gönüllüler kurtarmak korumak için evlerine çoklu hayvan almak zorunda kalmayacaklardır.
10. CEZALAR:
Vekil Açıklaması: ‘’Hayvana karşı işlenen suçlar TCK kapsamına alınacak. Bazı suçlara hapis yatarı olan cezalar verilecek.1 yıl içinde ‘İnsan Hakları Eylem Planı’ kapsamında yapılacak ‘infaz düzenlemesi’ ile suçlular aldıkları ceza oranında hapis yatacak. Ancak bu suçlarda ceza indiriminin uygulanmayacağı garantisi verilmedi. Hayvana karşı işlenen suçlarda ‘suç üstü yapılma’ durumunda vatandaş şikayetçi olabilecek, aksi takdirde Tarım Orman Müdürlüklerine şikayette bulunacak, tüm soruşturma sürecini bu müdürlükler yürütecek, uygun gördüğü takdirde suç duyurusunda bulunacak.’’
Görüş ve TALEBİMİZ: Öngörülen ceza alt sınırlarının düşük olması sebebiyle gene hapis yatarı olmayacağını düşünüyor, sahipli sahipsiz ayırımı yapılmaksızın hayvanı öldürme, acımasız ve zalimce davranış, işkence, eziyet, kötü muamele, cinsel şiddet, hayvan dövüştürme suçlarında CEZA ALT SINIRININ 3 yıldan başlamasını talep ediyoruz. İnsan öldürmenin cezasının müebbet hapis olduğu
göz önünde bulundurulursa, 3 yıl ceza alt sınırının son derece makul bir talep olduğunu görülebilir.
Aynı zamanda hayvan sahibinin ya da herhangi bir kurumun şikayet şartı aranmaksızın re’sen soruşturma açılmalı ve suç HERKES tarafından ihbar edilebilmelidir. Savcılıklarda iş yükünü azaltmak için aynı kadın ve çocuklara karşı işlenen suçlarda olduğu gibi savcılıklarda ‘Hayvan Suçları Soruşturma Büroları’ kurulmalıdır.
Sahipli hayvana şiddet ve tecavüz fiillerinin çoğunlukla sahibi tarafından yapıldığı dikkate alınmalıdır.
TCK Madde 257 “kişilerin mağduriyeti” ifadesine “kişilerin ve hayvanların mağduriyeti” şeklinde güncellenme yapılmalıdır.
Sahipli hayvanını terk eden şahıslara verilecek para cezası en az 10 bin TL olmalıdır. Burada paranın tahsil edilebilirliliği değil, terk etme fiilindeki CAYDIRICILIK göz önüne alınmalıdır.
11. PETSHOPLAR, ÜRETİM, SATIŞ:
Vekil Açıklaması: ‘’Petshoplarda kedi köpek satılması yasaklanıp katalogtan satışı yapılacak.’’
Görüş ve TALEBİMİZ: Evcil ve Egzotik hayvan üretim ve satışı hepten yasaklanmalıdır. Petshoplarda KATALOG ile evcil hayvan satışı “canlı haklarına ve hayatın gerçeklerine” aykırı olduğu gibi UYGULANABİLİR de değildir, hiç bir şekilde kabul edilemez. Hayvanların petshopların metrelik hücrelerinden kurtarılması amaçlanırken, KATALOG satışı ile, bu kez de çoğu bilinmeyen kapalı ulaşılamaz zindan gibi yerlerde olan ölüm ve üretimin iç içe olduğu ÜRETİM ÇİFTLİKLERİNE daha kötü koşullara mahkum edilmiş olacaklar.
Öncelikli olarak; Sokaklardaki milyonlarca sahipsiz hayvanın üremesi tıbbi ve etik, hayvan sağlığını gözönüne alarak kısırlaştırma ile kontrol altına alınıncaya kadar evcil üretimi KESİNLİKLE yasaklanmalı, daha sonrası ÜRETİM VE SATIŞ olacaksa da, hayvanlar petshoplarda değil ÜRETİM ÇİFTLİKLERİNDE vatandaşın görüşüne ve ziyaretine açık şeffaf koşullarda satılmalıdır. Hayvan barındırılan/yetiştirilen çiftliklerde tüm mahaller kamera ile gözetim ve kayıt altında tutulmalıdır. Üretim de ŞEFFAF koşullarda ve satış ile aynı yerde olmalı, ilgili bakanlıklar ve kolluk kuvvetleri ile denetimin en üst düzeyde yapılmasının yer aldığı bir yönetmelik ile kontrol altına alınmalı, aykırı durumlarda ağır cezalar getirilmelidir.
EVLERDEKİ KEDİ VE KÖPEKLERİN KISIRLAŞTIRILMASI:
Vekil Açıklaması: Evlerdeki hayvanlar kısırlaştırılmayacak.
Görüş ve TALEBİMİZ: Evlerdeki sahipli hayvanların da kısırlaştırılması elzemdir. Evlerde doğan yavrular gelişigüzel sahiplendirilse de daha sonra bunlardan çoğu sokaklara terk edilmektedir. Mevcut sahipli ve sahipsiz hayvanların çiplenerek kayıt altına alınması yıllar sürecek; bu süreçte evlerde doğanların da sokaklara terk edilmesi bu süreci daha da uzatacaktır. Bir çift hayvandan ve onların yavrularından binlerce hayvan doğabildiği düşünülürse, sayıları milyonlarla telafuz edilen sokak hayvanı popülasyonunu evlerde doğan ve sokağa terk edilen hayvanların da arttırdığı, popülasyonu kontrol
altına almayı zorlaştırdığı bir gerçektir. Sahipli ve sahipsiz hayvanların çiplenerek kayıt altına alınmasını makul bir sürede tamamlayabilmek için sahipli evcil hayvanların da mutlaka kısırlaştırılması gerekmektedir.
12. İNTERNET ortamında DÖVÜŞ, ÜRETİM ve SATIŞ için:
Vekil Açıklaması: Yok.
Görüş ve TALEBİMİZ: Bakanlık bünyesinde emniyet birimleri ile birlikte ayrı bir KONTROL BİLİŞİM EKİBİ oluşturularak siteler çok sıkı bir biçimde incelenmelidir. İnternet üzerinden yapılan bu faaliyetlere caydırıcı cezalar verilmelidir.
13. KAT MÜLKİYETİ KANUNU’NDAN kaynaklı, Yönetim Planlarında yer alan ‘’hayvan beslenemez’’ ibaresi ile konutlarda ve ayrıca LOJMANLARDAKİ sahipli hayvanların tahliyesi ve aynı zamanda bu maddelerin SAHİPSİZ HAYVANLAR içinde kullanılması SORUNUNA ilişkin:
Vekil Açıklaması: Yok
Görüş ve TALEBİMİZ: Matbu yönetim planlarındaki “evcil hayvan beslenemez” maddesi kaldırılmalı, bu maddeyi haiz yönetim planları toplatılmalıdır. “Uluslararası sözleşmelerde var olan ‘hiçbir canlı bulunduğu ortamdan uzaklaştırılamaz” hükmü gereği konutlarda evcil hayvan beslemek serbesttir” maddesi kanunda yer almalıdır.
Hem evlerde hem de LOJMANLARDA bakılan SAHİPLİ hayvanların ”terk edilemeyeceğine” ve ayrıca apartman, site ve lojmanların açık alanlarını kendilerine yaşam ortamı olarak benimsemiş SAHİPSİZ hayvanların bu ortamlarda yaşaması, barınması, beslenmesi ve korunmalarına yönelik bir engelleme getirilemeyeceğine dair KANUNA, bu kanundan kaynaklı sorunu engelleyecek bir madde konulması.
14. ATLI FAYTONLAR, YÜK HAYVANLARI:
Vekil Açıklaması: ‘’Atlı faytonların kalkıp kalkmayacağı konusunda karar merci İl Hayvanları Koruma Kurulları olacak. Diğer yük hayvanları ile ilgili bir düzenleme yok.’’
Görüş :İl Hayvanları Koruma Kurullarının hiçbir yaptırım yetkisi yoktur. Sadece tavsiye niteliğinde kararlar alır ve bu alınan kararlar da uygulanmaz.
TALEBİMİZ:
1.Tüm atlı faytonların yasaklanması, kurtarılan atların alınarak yaşamlarının sonuna kadar her türlü tehlike ve tehditten uzak yaşayabilecekleri, tedavi ve bakımlarının yapılacağı uzman kadro ve veteriner hekimlerin istihdam edildiği rehabilitasyon merkezlerine alınması,
2.Yük taşıtma amaclı kullanılan at, eşek, katırların Tarım ve Orman Bakanlığı nın denetiminde çiplenerek, kayıt altına alınması ve bu hayvanların sağlık durumlarının ve yaşam koşullarının belli periodlarda denetlenmesinin zorunlu hale getirilerek, sahibi tarafından kötü bakım koşullarında
tutulan ve olumsuz koşullarda bakılan, bakımı ihmal edilenlerin tespitinde gerekli cezai işlemlerin yapılması,
3.At arabalarinin sahiplerine devlet destegi verilerek at arabasi kullaniminin zaman icinde yasaklanmasi, bu surecte bu hayvanlarin yasam kosullari ve sagliklarinin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve DKMP Bölge ve İl Şube Müdürlüğü veteriner hekimlerince düzenli olarak kontrol edilmesi, mağdur ve yaslı olanlarin kasaplara gitmesini önlemek için YÜK HAYVANLARI BAKIM MERKEZINE alınmasının sağlanması ve büyükşehir olmayan her ilde mutlaka yük hayvanları bakım ve tedavi merkezi oluşturulması yasal bir zorunluluk olarak kanunda yer almalıdır.
15. HAYVANAT BAHÇELERİ, SİRK, YUNUS PARKLARI:
Vekil Açıklaması: ‘’Yeni Yunus Parkları açılmayacak. Mevcutlara yeni hayvan getirilmeyecek, mevcut hayvanlar çiplenecek, hayat döngüsünü tamamlayınca buralarda kapatılacak. Mevcut Hayvanat Bahçelerindeki hayvanlar, kafesli sistemleri açılarak daha uygun doğal ortamlara alınacak. Hayvanlı sirkler yasaklanıyor. ‘’ .. Yeni doğal yaşam alanlı hayvanat bahcelerinin açılıp açılmayacağı muğlak…
Görüş ve TALEBİMİZ: Yasak olmasına rağmen Türkiye denizlerindeki yunuslar yasadışı olarak yakalanarak bu merkezlere getirilmektedir. Ölen deniz canlılarına çip takılması, ölenlerin yenileri ile değistirilemeyeceği anlamına gelmez, zira ölen hayvandan çip kolayca çıkarılıp yeni gelene takılabilir. Ayrıca, bu yerlerdeki hayvanlar için tam bir işkence ve esarethane olan bu merkezlerde hayvanların ölene kadar bu koşullarda çalıştırılması tam bir hak ihlalidir. Bu yüzden tüm Yunus Parklarının 1 yıl içerisinde kapatılarak, sayısı 30 civarında olduğu düşünülen hayvanların oluşturulacak rehabilitasyon merkezlerinde yurtdışında bu konuda faaliyet gösteren kuruluşlardan da destek alınarak rehabiliteye alınması ve yenilerinin açılmaması talebimizdir. Yunanistan’da bir koyda böyle bir rehabilitasyon merkezi kurulmuştur, örnek alınabilir. Hayvanat bahçeleri, sirk, yunus parkları, çiftliklerde zulüm altında tutulan çiftlik hayvanları, ve yük taşıtma, dövüş, gösteri, eğlence, ve bilime de aykırı olarak “sahte terapi” gibi amaçlarla kullanılan ve sömürülen tüm hayvanlar üzerindeki VAHŞETLERE ve ZULME son verilmeli, vahşet, esaret ve zulüm saçan tüm tesisler kapatılarak faaliyetleri son bulmalı, yenilerinin açılması yasaklanmalı, bu tesislerdeki hayvanlar koruma altına alınarak mevcut doğal yaşam ortamlarına en uygun şekilde yaşatılmalıdır.
Kapatılan hayvanat bahçeleri, yaban hayvanları için tedavi ve rehabilitasyon merkezlerine dönüştürülmeli, sayısı çok az olan bu merkezlerin sayısı çoğaltılarak doğada yaralanmış ya da anneleri avcılar tarafından vurulmuş yaban hayvanı yavruları bu merkezlerde rehabilite edilmelidir. Mevcut hayvanat bahçelerine (hayvanlar doğal alanlara alınsa da) yeni hayvan asla getirilmemelidir.
16. DÖVÜŞ:
Vekil Açıklaması: ‘’Köpek ve horoz dövüşü yasaklanıyor. Folklorik ve geleneksel amaçlı diğer hayvanların güreştirilmesi, yarıştırma konuları serbest.’’
Görüş ve TALEBİMİZ: ”Folklor ve gelenek” adı altında kültürel faaliyet, spor, hobi, eğlence, turistik ve ticari amaçla düzenlenen, hayvanların kimyasallar verilerek agresifleştirildiği, yaralanma ve ölümle sonuçlanabilen, bahisler oynanan ve en önemlisi hayvan hakkı ihlali olan; tüm hayvanların
dövüştürülmesi, güreştirilmesi, boğuşturulması, yarıştırılması YASAKLANARAK adli ve idari ağır ceza getirilmelidir.
17. AVCILIK:
Vekil Açıklaması: ‘’Av ve av turizmi başka bir kanun olan kara avcılığı kanununa bağlı olması sebebiyle yasada yer almıyor. ‘’
Görüş ve TALEBİMİZ: : Ülkenin ve gelecek kuşakların yararına yok olma noktasına gelen yaban hayatın yeniden hayat bulması için; Uygulayıcı olan Tarım Orman Bakanlığı ve DKMP ile mutlaka görüşülerek, ilgili kanun yönetmeliğinde değişiklik yapılarak TBMM hayvan hakları komisyonu çalışma raporunda da belirtildiği gibi, avın spor olmadığının kabülü, avcılığın süresiz yasaklanması, bir utanç
olarak gördüğümüz zaten bir kaç yüz tane kalan dağ koyunu, geyik, yaban keçisi gibi hayvanlarımızın para karşılığı yabancı avcılar ve konuk diplomatlar tarafından vurulmasını engelleyerek AV turizminin kesinkle yasaklanması gerekmektedir. Bugün Merkez Av Komisyonunun av izni verdiği türler bile yaban hayatta bulunamamaktadır. Yaban hayat bitme noktasındadır. Ormanlarımızın ve ekinlerimizin tohumlanma, filizlenme, polenlenme, hastalıktan ve zararlılardan korunmasını sağlayan kanatlı, memeli tüm yaban hayvanlarının katledilmesi sonucunda devlet ekim, yaban hayvanı üretimi, zirai ilaçlama, fidan yetiştirme laboratuvarı gibi kalemlere her yıl milyarlarca lira harcamaktadır. Avcılığın insan sağlığına verdiği ve vereceği doğrudan ve dolaylı zararlar için yapılan sağlık harcamaları hesapsızdır. Kaldı ki korona virüs gibi “yaban hayattan geldiği söylenen pandemi nedenini bilim insanları “avcılık nedeniyle stres altına giren yarasaların taşıdığı zararsız bakterilerin mutasyona uğraması ve insana bulaşması olarak ” kanıtlar ortaya sürmüşlerdir. Bugün ABD de geyiklerde başlayan eti ile insana bulaşan ve çok tehlikeli ölümcül yeni bir hastalığın kapıda olduğu uyarısı yapılmaktadır. Hele pandemi döneminde ormanlara girenleri ve avcıların atık ve salgılarından covit 19 un, kanatlı memeli yaban hayvanlarına bulaşarak kolayca mutasyona uğraması endişesi büyüktür…Yaban hayattan çiftlik hayvanlarına taşınacak mutasyona uğramış insana bulaşabilir bir covit 19 un sonucu olarak hayvan varlığımızın tümünün itlafına yol açacak bir tehilike uyarısı zaten vardır, bir kez daha yineliyoruz ki, hele de bu dönemde avcılık ve ormanlara girişler kesinlikle yasaklanmalıdır…
18. DENEY:
Vekil Açıklaması: ‘’Hayvanlı deneyler ile ilgili hiçbir düzenleme yapılmıyor.’’
Görüş : Türü ne olursa olsun canlı hayvan üzerinde deney yapılması İNSANLIK SUÇUDUR.
1. Hayvan deneylerinde yasaklama ve kısıtlamalara gidilmelidir.
2. Barınak ve sokaklardan alınan sahipsiz sokak hayvanları üzerindeki deney yasaklanmalıdır.
3. Deney hayvanı üretimi yasaklanmalıdır.
4. Yerel etik kurullar bölgesel merkez etik kurullara bağlanmalı ve merkez etik kurul teşekkülü değiştirilmeli,
5. Eğitimde ‘Etik Eğitim’ hakkı tanınmalı,
6.. Mevzuat gereği alternatif yöntemler benimsenmeli ve teşviki sağlanmalı,
7. 2011 yılında çıkarılan yönetmelikte de olduğu gibi deney hayvanları yuvalandırılmalıdır.
Birçok ülkede canlı hayvanlar üzerinde deneylere ciddi kısıtlama ve yasaklamalar getirilmiştir. Buna rağmen üniversitelerimizde ve deney merkezlerinde ağır işkenceler gören, anatomi, fizyoloji veya diseksiyon gibi derslerde canlı olarak hayvanların kullanılması kabul edilebilir değildir. Bunun yanında, özel kuruluşların kendi etik kurullarını oluşturarak kendi kendine izin vermesi uygulamasına son verilmeli, özel kuruluşlar prosedürler için gerekli etik kurul iznini en yakındaki resmi kuruluşun etik kurulu veya bölgesel olarak kurulacak merkez etik kurullardan almalıdır. Mevcuttaki merkez etik kurul teşekkülündeki hayvan koruma konusunda faaliyet gösteren bir temsilcinin yokluğu, bu kurula güven duyulmamasına yol açmaktadır. Kurulda, bu amaçla kurulmuş ve hayvan deneyleriyle hiçbir çıkar ilişkisi olmayan sivil toplum örgütü temsilcilerine, etik konusunda uzman kişilere ve biyologlara da yer verilmelidir. Akademik yükselme için (tıpta uzmanlık gibi) yapılan çalışmalarda hayvan kullanımı yasaklanmalı, araştırmacılar hayvansız bilimsel alternatif yöntemlere teşvik edilmelidir.
19. KÜRK :
Vekil Açıklaması: ‘’Hayvan kürkü üretim ve satışı yasaklanacak. ‘’
Görüş ve TALEBİMİZ: Hayvan Kürkü ithalatı ve hayvan kürklü giyim ürünlerinin kullanımı da yasaklanmalı. Kürk hayvanı yetiştiriciliği için devletin teşviki kaldırılmalıdır.
Menşei, türü, ırkı ne olursa olsun, TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye kararları arasında yer aldığı üzere, hayvanlardan kürk elde etmek, yurtdışından ülkeye işlenmiş ya da işlenmemiş halde kürklerin girişini sağlamak, kürk elde etmek için hayvan yetiştirmek/üretmek kesinlikle yasaklanmalıdır.
20. ENDÜSTRİYEL HAYVANCILIK:
Vekil Açıklaması: Yok.
Görüş ve TALEBİMİZ: Çiftlik hayvanlarının bulunduğu tesisler, 7/24 kamerayla izlenmeli ve görüntüler Tarım ve Orman Bakanlığı’nın web sitesi üzerinden yayınlanmalıdır. Bu yöntem ile tesislerin yasa ve yönetmeliklere uyup uymadığı kontrol edilmelidir.
Erkek civcivlerin boğularak ya da öğütülerek öldürülmesinin derhal yasaklanması önerilmelidir.
Gıda amaçlı yetiştirilen hayvanlardan erkek olanların anestezi olmadan kısırlaştırılmaları kesinlikle yasaklanmalıdır.
Çiftlik hayvanı” olarak geçen hayvanların nakliyesi, yetiştirilmesi ve bakımında acıya sebep olan tüm uygulamaları yasaklayacak kanunî düzenlemeler hayata geçirilmelidir.
21. MEZBAHALAR:
Vekil Açıklaması: Yok.
Görüş VE TALEBİMİZ: Nihai arzumuz hayvanların hiçbir şekilde gıda maddesi olarak kullanılmaması olsa da; o hedefe ulaşılıncaya kadar, geçiş sürecinde içler acısı bir yaşam sürmeye mahkûm edilen hayvanların kesim sırasında acıları en aza indirilmeli ve kesim sırasında hayvanların bilincini ortadan kaldıracak uygulamalar hayata geçirilmelidir.
22. CANLI HAYVAN TİCARETİ:
Vekil Açıklaması: Yok.
Görüş ve TALEBİMİZ: Canlı hayvan ithalatı, başlı başına bir hak ihlâlidir. Yüzbinlerce hayvan, haftalar süren çoğu zaman okyanus ötesi ülkelerden deniz ve bazen de karayolu ile Türkiye’ye taşınırken, daracık havasız alanlarda, dışkıları içinde işkence görmekte, havasızlık, kötü koşullar ve hastalıktan ölmektedir. Uluslararası ve ulusal mevzuatımıza aykırı olan ‘canlı hayvan ticareti’ yasaklanmalıdır.
23. HAVAİ FİŞEK KULLANIMI:
Vekil görüşü: Yok.
Görüş ve TALEBİMİZ: Her yıl havai fişekler ve tehlikeli elektrik hatları yüzünden binlerce kuş hayatını kaybetmektedir.
Yılbaşı gecelerinde havai fişekler nedeniyle atmosfere yayılan partikül miktarı 5 bin tonu bularak, motorlu taşıt trafiği nedeniyle bir yıl boyunca atmosfere yayılan zararlı gaz miktarının yüzde 17’sine tekabül ediyor.
Havai fişeklerden çıkan Hidrokarbon, Perchlorate, Arsenic gibi KANSEROJEN kimyasal ve gazlar atmosfere yayılıyor, kül kalıntıları toprağa savrularak hepimizi içten içe ÖLDÜRÜYOR. Tüm bu nedenlerden dolayı insan, çevre ve hayvan sağlığını tehdit eden, tamamen israf ve gösterişe yönelik can alan havai fişek kullanımı yasaklanmalıdır.
TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda, havai fişeklerin kuşların göç yolları üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu, hayvanların gürültüden ve rahatsız edici unsurlardan uzak durmak istedikleri, doğal yolları bozulduğu için popülasyonlarının olumsuz yönde etkilendiği, yavrular ve anaçların gürültüden panik olarak kötü etkilendikleri, göçmen kuşların bu panikle yollarını kaybettikleri, sağa sola çarpmalarının yaralanmalara ve ölümlere yol açtığı belirtilmektedir. Komisyon raporunda bu durumun önlenmesi amacıyla havai fişek izninin sıkı kurallara bağlanarak istisnai bir durum haline getirilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
24. HAYVANLARIN HACZİ:
Vekil Açıklaması: ‘’Sahipli hayvanların haczi kaldırılacak.’’
Görüş ve TALEBİMİZ: Ticari amaçla yetiştirilenler hayvanlar bu kapsamın dışında tutuluyor. Hayvanların ‘mal’ statüsünden çıkarılıp ‘can’ statüsüne sokulduğu bu kanuni düzenlemede ticari amaçla bakılan hayvanların da haczedilmesi yasaklanmalıdır.
25. GÜMRÜKLERDE EL KONULAN HAYVANLAR:
Vekil Açıklaması: Yok.
Görüş ve TALEBİMİZ: Gümrüklerde el konulan hayvanlar için özel koruma ve tedbir uygulamaları hayata geçirilmelidir.
Gümrüklerde yakalanan kaçak evcil ve/veya yabani/egzotik hayvan ticareti yapanlara uygulanan cezalar en yüksek seviyeye çıkarılmalıdır. El konulan kaçak hayvanların bakımı için gümrük kapılarına yakın veteriner hekimli koruma evi kurulmalı, ihale ile hayvanların satışlarından vazgeçilmeli, hayvanlar tür ve hassaslık durumlarına göre STK’ler ile bağ kurularak ya doğal yaşamlarını devam ettirebilecekleri merkezlere alınmalı ya da derhal STK ve gönüllüler aracılığıyla bedel ya da BAĞIŞ TALEP ETMEKSİZİN yuvalandırılmalıdırlar.
26. OKULLARDA HAYVAN HAKLARININ MÜFREDATA ALINMASI:
Vekil Açıklaması: ‘’Pilot çalışma başladı.’’
Görüş ve TALEBİMİZ: Çocuklara doğa ve hayvan sevgisini ve korumanın, hayvan haklarına saygının önemini kavratmak için Milli Eğitim Bakanlığı’nca hazırlanan okul müfredatına mutlaka konu ile ilgili ZORUNLU DERS eklenmelidir.
27. BASIN ORGANLARINDA HAYVANLARLA İLGİLİ YAYINLAR YAPILMASI:
Vekil Açıklaması: Yok.
Görüş ve TALEBİMİZ: Hayvanlarla ilgili yayınlar, tekrar RTÜK takibine alınmalı; hayvan hakları ile ilgili zorunlu eğitici yayınlar yapılmalıdır. RTÜK mevzuatında, tüm medya mecralarında, hayvanlara yönelik şiddet özendirici görsel, özellikle dizi, film gibi yapımlarda hayvanları tehlike unsuru olarak gösteren, hayvanları aşağılayarak dilimize yerleşmiş olan her türlü söylem YASAKLANMALIDIR.
RTÜK mevzuatında hayvanlara yönelik şiddeti özendirici görsel ve görüntülerin yasaklanması, hayvanlara yönelik nefret ve linç kampanyalarına zemin oluşturan haberlere yaptırım uygulanması sağlanmalıdır.
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 20’nci maddesinde “Hayvanların korunması ve refahı amacıyla; yaygın ve örgün eğitime yönelik programların yapılması, radyo ve televizyon programlarında bu konuya yer verilmesi esastır. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu ile özel televizyon kanallarına ait televizyon programlarında ayda en az iki saat, özel radyo kanallarının programlarında ise ayda en az yarım saat eğitici yayınların yapılması zorunludur. Bu yayınların % 20’sinin izlenme ve dinlenme oranı en yüksek saatlerde yapılması esastır. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu görev alanına giren hususlarda bu maddenin takibi ile yükümlüdür.” denmektedir ancak 2011 yılında yürürlüğe giren 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 48 inci maddesinin ikinci fırkasında yer alan, 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun dışında, diğer kanunlarda medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara zorunlu yayın yükümlülüğü getiren hükümler uygulanmaz hükmü gereği 5199 sayılı Kanun kapsamında zorunlu yayın yapılamamaktadır. Yani 20. madde yıllardır uygulanmamaktadır.
Yayıncıların söz konusu hükümden kaynaklanan sorumlulukları yerine getirip getirmedikleri RTÜK tarafından takip edilmeli, mevzuatı ihlâl eden radyo ve televizyon kuruluşlarına, aylık elde ettikleri gelir göz önünde bulundurularak yüklü yaptırımlar uygulanmalıdır.
TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu raporunda da tavsiye edildiği gibi bu yayınların yapılabilmesi amacıyla 5199 sayılı Kanunda değişiklik yapılması ve 6112 sayılı RTÜK Kanununa istisna getirilerek hayvanlarla ilgili eğitici yayınlar zorunlu yayın kapsamında tekrar yayınlanmalıdır.
Yasanın, Araştırma Komisyonu raporuna paralel düzenlenmesi yönündeki talebimizi yineliyor, “TBMM de SON İMZA atılıp KANUNLAŞINCAYA” kadar, yani bir “son dakika MÜDAHALESİ olmaması” için, istişare ve yakın takibimiz sürecek, aksi durumda itirazlarımızı yapacağımızı, yurdun dört bir yanındaki, cefakar ve fedakar milyonlarca hayvan hakları savunucusu TEK YÜREK olarak hayvanlarımızın hakkını korumak için mücadelemize devam edeceğimizi bildiriyoruz.
Şüphesiz ki bir gün ülkemiz; hayvan haklarının korunduğu, onların zulüm ve esaret koşullarından kurtulduğu bir ülke haline gelecektir. Tüm hayvanların özgür bir şekilde yaşaması, haklarının ihlâl edilmemesi, hayvanlara yönelik sistematik şiddetin son bulması başlıca talebimizdir.
Hayvan Hakları Yasama İzleme Delagasyonu